Nasıl Staj Yeri Bulurum?

stajyer

Yaz yaklaşıyor, herkesi farklı bir heyecan sarıyor. Staj zorunluluğu olan öğrencileri ise staj yeri bulma stresi kaplıyor. Bize de son zamanlarda çok fazla staj başvurusu geliyor. Büyük bir çoğunluğunu kabul edemiyoruz. Son zamanlarda etkinliklere de oldukça fazla katılma şansım oldu (katıldığım etkinlikler).  Bu etkinliklerde de genellikle staj yeri bulamamaktan yakınıyor öğrenci arkadaşlar. Ben de hem İmza için, hem de diğer şirketlerden bildiğim kadarıyla neden stajyer konusuna bir adım geri durduğunu anlatmaya çalışacağım. Yazı yazılım stajı arayanlar için hazırlandı fakat diğer stajyerlerde mutlaka bir şeyler görecektir.

Hiç para istemiyorum, şirketinize hiç bir maliyetim olmaz nolurr kabul edin.

Öncelikle bunu diyerek maliyet hesapları, şirket maliyetleri konusunda zayıf olduğunuzu anlatmış oluyorsunuz. Siz hiç para almasanız dahi şirkete masrafınız olur. Yemek masrafınız olur, telefon masrafınız olur, elektrik masrafınız olur, en önemlisi eleman masrafınız olur. Eleman masrafından kastım sizin talep ettiğiniz ücret değil, vaktini aldığınız elemanın maliyeti. Bu hesabı yapmak için “Bahçeli Hesabı” kullanacağız, öncelikle videoyu izleyelim. :)


Bu hesabı yaparken amacım bir maliyetinizin olduğunu anlatabilmek. Örneğin çalıştığınız şirkette 2 farklı yazılımcının günde ortalama 30 dakikasını aldınız. Bir de ayda ortalama 22 çalışma günü, 1 günde de 8 çalışma saati var. Yani bir kişi ortalama 176 saat çalışıyor aylık olarak. Yazılımcı maaşlarının 3.000-8.000TL arasında olduğunu farzedelim, her iki durum içinde hesabımızı yapalım. Eğer yazılımcının maaşı 3.000 ise şirkete resmi olarak maliyeti ortalama 5.000TL’dir, 8.000 ise ortalama 13.000TL’dir. Net maaş, brüt maaş farkını da araştırmanız lazım yani :) Şirketin başka maliyetlerde olacaktır (Örnek: İş Kurarken Maliyetleri Hesaplamak). Bu maaşları veren bir şirketin o yazılımcılardan bu rakamın üzerinde rakamları kazanması gerekir ki kar edebilsin. Yani bu yazılımcılar o saatlerde çalışmadığı zaman hem çalışmadıkları için, hem de iş uzadığı için ekstra maliyetleri olacaktır. Biz ekstra maliyetleri bir kenara bırakalım. 5.000TL alan bir yazılımcının saatlik maliyeti 28.41TL, 13.000TL alanın saatlik maliyeti 73,86TL’dir. Günde ortalama 30 dakika 2 yazılımcı oyalayınca, ayda 22 saat oyalamış oluyorsunuz. Yani 625,02TL ile 1.624,92TL iş kaybından dolayı maliyetiniz oluşuyor. Buna yemek ve diğer oluşturduğunuz maliyetleri saymıyoruz.

İyi derecede C, C++, C# ve Java biliyorum.

Özellikle dersleri iyi olan öğrenciler bu öz güven ile çok güzel bir CV hazırlıyorlar. Okulda öğrendikleri derslerin hepsini sıralıyorlar. Notlarına göre de orta, iyi, çok iyi yazıyorlar. Bu lisede öğrendiğimiz ingilizce bilgisi ile süper ingilizce biliyorum demeye benziyor. Okulda öğrenmiş olduğunuz programlama dersleri bu işe başlangıç yapabilmeniz için güzel. Fakat sizin üzerine çok fazla şey koymanız gerekiyor. Okulda gördüğünüz programlama seviyeleri ve karşılıklarını ingilizce olarak anlatmak gerekirse;

Başlangıç Seviyesi
– What is your name?
* My name is Hasan.
Orta Düzey
– How are you?
* I am fine thanks and you.
İyi
– Where are you from?
* I am from Konya.
Çok İyi
– What is your hobbies?
* I like swimming, soccer and reading book.

Rize’de yaşıyorum, yazın İstanbul’da sizin yanınızda staj yapabilir miyim? (Orada akrabalarım var)

Harika, akrabaların varsa tabi ki yapabilirsin. Fakat atladığın bir şey var. İstanbul’un trafik diye ufak bir sorunu var. Akraban Beylikdüzü’nde, başvurduğun yer Çekmeköy’deyse çalışabilmen imkansız. Onun için gideceğin yerin mevkisini, kalacağın yeri önceden hesaplayıp öyle başvurman daha mantıklı olacaktır. Her gün yollarda 4-5 saatinin geçmesini ne sen ne çalışacağın yer ister. Sen bunu kabul etsen bile verimin sıfıra yakın olacaktır.

Staj yapmak istiyorum ama ben Mühendis adayıyım her işi yapamam.

Süper, peki ne yapabilirsin? Bu soruya yanıtın varsa sıkıntı yok. Fakat elinde hiç bir meziyet yokken kimsenin sana devam eden bir iş sürecini teslim etmesini beklemen büyük hata olur. Senin yapman gereken burada en fazla bilgiyi öğrenmenin yollarını bulmaya çalışmak. Boş kaldığın zaman yeni şeyler öğrenmeye çalışmak. Çünkü en büyük avantajın takıldığın zaman soru sorabileceğin ve sorunun yanıtlarını alabileceğin bir yerde bulunuyor olman. Yazılımcı seninle tüm bilgilerini paylaşırken, senin ona çay getiriyor olman çok büyük sorun olmamalı :) Söylemek istediğim stajyer çaycı olsun değil, fakat çay vermeyi de zulüm gibi görmesin. Ben kendime çay doldurmaya gittiğim zaman, mutlaka ofisten başka birininde çayını getirmeye çalışıyorum.

Zorunlu stajım var, mecburen yapmalıyım. Lütfen yardımcı olun.

Zorunlu staj, sadece staj defterini doldurmak için yapılan bir şey değil. Bir çok öğrenci bunu böyle gördüğü içinde şirketler özellikle zorunlu staj yapmak isteyen öğrencilere karşı daha soğuk davranıyorlar. Çünkü bu öğrencinin tek amacı staj süresini doldurup tekrar hayatına devam etmek. Bu ızdıraplı süreci bir an önce atlatmak. Siz böyle birisi ile birlikte çalışmak ister miydiniz?

Sadece 20 gün staj yapmam yeterli.

Şirketlet stajyer alırken bir kaç şey düşünürler. Bunlardan bir tanesi angarya işleri yapacak iş gücü, genellikle bu böyledir. Ben ve bir çok başka yer ise yetiştirilecek eleman olarak görüyorum. Yani çalıştığım stajyerin gelecekte bizimle çalışma potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle kısa süreli staj başvurularını geri çeviriyorum, hatta mümkünse yazın büyük çoğunluğunu, okul açıldıktan sonrada uygun vakitlerini bizimle geçirmesini yeğliyorum. Çünkü bu bir eğitim süreci ve eğer işe girecekse ne kadar fazla mesai geçirmişsek o kadar uyum sağlayabiliriz. Bu nedenle staj yapacağınız yerleri ileride çalışmayı düşüneceğiz yerlerden seçmeniz çok daha mantıklı olacaktır.

Güvenlik, iş saatleri…

Eğer staj yaptığınız yerde rahatsanız, kimse giriş çıkış saatlerinize dikkat etmiyorsa büyük hata yapıyorlar demektir. Çünkü siz orada staj yaptığınız sürece şirket sizden sorumlu. Haliyle bir yere gideceğiniz zaman yazılı olarak izin almanız daha doğru olacaktır. Stajyer almanın ayrıca sorumlulukları da var. İş güvenliği vs. gibi.

Peki öleyim mi? Nasıl staj yapacağım?

  • Öncelikle bir şeyler bilin. Eğer bir şeyler biliyorsanız, bir şeyler yapın ve somut olan şeyleri gönderin. Android programlama biliyorum diyen biri yerine xyz adresindeki uygulamayı veya uygulamaları yaptım diyen birini herkes tercih edecektir. Github linki gönderebiliyorsanız, sizi kabul etmeyecek yazılım firması azdır.
  • Yazılım bilginiz zayıf, fakat yine staj yapmak istiyorsunuz. O zaman başka bir şeyler bilin. Örneğin fotoğraf çekmeyi, az buçuk Photoshop’u, resim çizmeyi.. Başvurduğunuz yerin işine yarayacak bir şeyler bilin.
  • Başvuracağınız firmayı ve kişiyi araştırın. Örneğin başvurduğunuz yerde sizin CV’nizi inceleyecek kişi tiyatro ile ilgileniyorsa ve sizinde ilgi alanınızda bunu bir şekilde epostanıza vurgulayın.
  • Sosyal hesaplarınıza çeki düzen verin. Bir çok kişinin ilk yaptığı sizin facebook ve twitter profillerinizi incelemek olacaktır. Çünkü bu sizin hakkınızda çok daha mantıklı kararlar vermelerini sağlar.
  • İlgilerini çekecek bir şeyler yapın. Örneğin web sitelerini ayrıntılı inceleyip bunu da başvurunuz ile birlikte gönderin veya sosyal mecralarda ne gibi şeyler yapabilecekleri ile örnekler bulun.
  • Standart CV şablonlarını göndermeyin. Benim ilk yaptığım başvuran kişiyi sırasıyla google, facebook ve twitter’da aramak. Burada bulduğum bilgilerden olumlu bir şeyler çıkarsa ondan sonra CV’ye göz atıyorum.
  • İşinizi son dakikaya bırakmayın. Staj süresine 10 gün kala başvuran bir kişi, şirket içerisinde de işlerini bu şekilde son dakikaya bırakacaktır.

Dipnot :

Yazıdan stajyer almadığımız düşünülebilir. Hali hazırda şirketimizde 3 stajyer bulunuyor yaz için. Geçen yılın stajyerleri de boş kaldıkları zamanlarda gelip gidiyorlar. Yazıyı yazmaktaki amacım stajyerlerin neden staj yeri bulamadıkları konusuna parmak basmak.

Posted in Girişimcilik | Etiketler , , | 5 Responses

Bir Girişimcilik Hikayesi: Asya Lale

asyalale

Genellikle yazılarımda internet girişimlerinden veya girişimcilerinden bahsediyorum. Bu yazımda farklı bir girişimcinin hikayesinden bahsedeceğim. Ali Yetgin, Konya’nın İçeriçumra Kasabası’nda doğmuş büyümüş. Yani benim hemşehrim, bu nedenle hikayesini yakından takip etme şansım oldu. İçeriçumra’da genellikle pancar, buğday, arpa, kavun gibi şeyler ekilir, yıllardan beri bu değişmez. Herkes babadan oğula bunlarla büyür.

Ali Yetgin, yıllarca devlet kuruluşlarının alt yapı müteahhitliğini yapmış. 1996 yılında Hollanda’ya yaptığı bir iş seyahatinde şans eseri gördüğü lale tarlaları ilgisini çekiyor, Hollanda’ya ilk lalenin Selçuklular zamanında bizim topraklarımızdan gittiğini öğreniyor. Selçuklu’nun başkenti Konya, o zaman düşünüyor ve kararını veriyor. Toprak, su, güneş, insan hepsi biz de var diyerek başlıyor işe. İlk başta işler umduğu gibi gitmiyor, Konya’daki iklim nedeniyle laleler oldukça geç açıyor. Araştırmaya başlıyor, bir yerde hatamı yaptım diye. Konya’nın iklimi ve toprağı gayet uygun ama turfanda yetiştirmek için uygun değil. Lale, Konya’nın soğuğunu, güneşini ve bol mineralli toprağını seviyor.

Daha sonra 4 çeşit lale ve 1 milyon lale ile Çumra’da işe başlıyor. Bahçesinde binlerce çiçeğinin başında bekledi, hastalıkları ile savaştı. Bu süreci başkalarının ağzından dinleme şansım oldu. Herkesin ortak düşüncesi var, bu adam delirmiş çiçekle böcekle uğraşıyor. Batacak, çoluğunun çocuğunun rızkıyla oynuyor. Lale lafını duyan tüm arkadaşları vazgeçirmeye çalışıyor, yıllardır devam eden düzeni bozmanın anlamsızlığından garanti kazançlardan bahsediliyor. Pancarı, buğdayı devlet alır elinde kalmaz. Çiftçi için bu garantidir ama her yılda pancara otuz kuruş daha fazla verir mi diye haber bültenlerini izlemeye devam eder. Onların sözünü duydu duymadı bilmiyorum fakat yoluna devam ediyor.

Şu anda lale üretimi konusunda dünyada bir numara olan Hollanda’ya lale ihraç ediyorlar. 2013 yılından beri. Atatürk ve Yavuz ismi verilen yeni lale türlerini üretiyorlar. Hollanda Büyükelçisi tarlayı gördüğü zaman hayranlıklarını iletiyor.

400.000 metrekare alanda, 80 farklı çeşit ile 60.000.000 lale üretiyorlar. Son günlerde haberlere konu olan lale halısında onların emeği de büyük.

Merak edenler olabilir, onu eleştirenler halen pancara gelecek 30 kuruş zammın haberi için haberleri izlemeye devam ediyor.

Bu arada internet girişimciliği anlatmayacağımı söyledim ama internet üzerinden de lale satışı yapıyorlar ve google’da lale siparişi deyince ilk sıradalar.

Lale Siparişi – www.lalesiparisi.com

Firma hakkında bilgi için www.asyalale.com

Geçen hafta ben de tarlaları gezme fırsatım oldu, çektiğim fotoğraflar için tıklayın.

Lale halısının hikayesi:

Asya Lale Tanıtım Filmi

Başka bir tanıtım filmi

Hakkında çıkan haberlerden bazıları

Posted in Girişimcilik | Etiketler , , , , | 6 Responses

TRT Haber Akıllı Tercih Programı

akıllı tercih

11 Nisan 2015 tarihinda Alev Nallar’ın hazırlayıp sunduğu Akıllı Tercih programına Psikolog Alagün Belce Bahşi ile birlikte konuk oldum. Üniversite sınavına hazırlanan öğrenciler için “Teknoloji” konulu bir programdı. Aşağıdaki sorulara elimden geldiğince yanıt vermeye çalıştım. Programı kaçıranlar aşağıdaki videoyu izleyebilirler.

  • Teknoloji ayrı bir iş alanı mı?
  • Teknolojiyi bilen bir mezun olmak iş bulma fırsatı anlamında avantajı mı olur?
  • Teknolojiyi öğrenmek için eğitim mi almak lazım?
  • Mühendislikler daha fazla teknoloji ile içiçe mi? Yeni mühendislik bölümleri hakkında ne düşünüyorsun?
  • Teknolojik bir işte çalışmak için neler okumak lazım?
  • Mobil geliştiriciliği, web geliştiriciliği, veri tabanı yöneticisi, bilişim teknolojisi yöneticisi, ağ mühendisliği gibi bölümlerin iş olanakları nasıl?
  • Büyük efsaneler, milyar dolarlık şirketler kurma hayali olan gençler var. Gerçekler nasıl?
  • Çocuk yetiştirirken teknolojiden uzak durmaya çalışıyorsun, neden?

Programda Sakıp Sabancı’nın bir sözünü söylemiştim, program günü aynı zamanda kendisinin ölüm yıldönümüydü. Rahmetle anıyoruz.

“Her şeyin bir şeyini, Bir şeyin her şeyini bileceksiniz.”

Programın Videosu :

Posted in Girişimcilik | 2 Responses

İTÜ Girişimcilik Zirvesi 2015 Konuşmam

İTÜ Girişimcilik Zirvesi 2015

Genellikle bir konuşma yapmadan önce kafamda kurgulamaya anlatacaklarımı toparlamaya çalışırım. İlk defa kafamdakileri yazıya döküp o şekilde bir konuşma yaptım. Ciddi anlamda fark olduğunu gözlemledim. Anlatacaklarımın büyük bir çoğunluğunu anlatma şansım oldu.

Markafoni Kurucusu Sina Afra ile birlikte katıldığımız İTÜ Girişimcilik Zirvesi 2015 konuşmam aşağıdaki gibidir. Konu “Dünyayı Kucaklayan Sektör: İnternet”

İnternet ve girişimcilik denilince ilk akla fırsatlar geliyor. Herkes olağanüstü fırsatların olduğu bir dünya olduğunu söylüyor. Gerçekten İnternet girişimciliği bir çok fırsatı içinde barındırıyor. Bu fırsatlar 10 yıl öncesinde farklı, şimdi farklı ve gelecekte de farklı olacak. Üniversite öğrencisi olarak girişimciliği düşünen arkadaşlar; siz mezun oluncaya kadar muhtemelen şu anki fırsatlar kaçmış olacak ama çok daha büyük fırsatlar sizi bekleyecek. Eğitim döneminizde kendinizi geliştirmek için çaba sarf etmeniz gerekiyor. Bunu ileride yapmayı düşündüğünüz iş ile alakalı şeylerin her aşamasını öğrenip, en az bir aşamasında uzmanlaşmaya çalışarak yapabilirsiniz.

Ben üniversitede okurken başka bir yerde çalışmak yerine kendi iş yerimi kurmayı tercih ettim. Bunda başka birinin emri altında çalışmama motivasyonu yatıyordu. Şimdi olsa, en azından okula başladığım yılları başka yerlerde çalışarak değerlendirirdim. Bir çok tecrübeye bu sayede sahip olabilirdim. Kendi işimi yaparken aynı tecrübeleri daha fazla maliyetle ve daha fazla zamanda elde ettim. Birilerinin yanında çalışmadan, birlikte çalıştırdığın kişinin hissiyatını anlamakta güç.

Sürekli değişen fırsatlardan bahsetmiştim. Ben, şu anda düşük bütçe ile başlayanlar için iki önemli fırsat olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki içerik. İnternet sektörünü yakından takip edenler son yıllarda Türkiye’de eticaret sitelerinin popülerliğini ve aldıkları yatırımları görmüşlerdir. Hep verilen bir örnek var, bir zamanlar Amerika’da altın arama furyası başlamış. Bu furyada en çok kâr edenler kazma kürek satanlar olmuş. Şu anda mevcut eticaret firmaları veya kar eden firmaların reklam verebilecekleri ve ortak Projeler üretebilecekleri site sayısı çok az. İçerik üretmek için gereken bütçe ise diğer işlere nazaran oldukça düşük. İçerikten kastım sadece web siteleri değil aynı zamanda video  bloglar. Yurtdışında youtube üzerinden milyon dolar kazanan örnekleri görebiliyoruz. Tabiki hangi işi yaparsanız yapın kendinizi çok iyi geliştirmeniz gerekiyor. Cümle kurmasını, karşınızdaki ile iletişim kurmasını bilmeden işinizi ancak bir yere kadar büyütebilirsiniz.

İki büyük fırsat gördüğümü söylemiştim, diğeri de mobil. Yazılım geliştirme ve oyun geliştirme maliyetleri son yıllarda oldukça artmıştı. Akıllı cihazların hayatımıza girmesi ile birlikte bu alanda ciddi fırsatlar oluşmaya başladı. Yazdığınız oyun sevildiği zaman bir anda milyonlarca kişiye ulaşabilme şansı elde edebiliyorsunuz. Ekran ve cihaz kıstasları sebebiyle rekabette tek başınıza veya 2-3 kişilik ekibinizle yer alabiliyorsunuz.

Biz de bu ekosisteme katkı sağlamak ve Türkiye’de daha da büyütmek için indir.com olarak Sina Bey’in de jürileri arasında bulunduğu bir mobil uygulama yarışması düzenliyoruz. Bu yıl şansı kaçırsanız bile gelecek yıl için siz de düşünebilirsiniz. Birinciyi Silikon Vadisi’ne gönderiyoruz ve 20.000TL üzerinde tanıtım imkanı sağlıyoruz. www.indir.com/yarisma adresinden ayrıntılarına göz atabilirsiniz.

Benim anlatacaklarım bu kadar, sorularınız varsa severek yanıtlamaya isterim.

Etkinlik fotoğrafları >

Dipnot: Genellikle soru cevap havasında bir etkinlik olduğu için içeriği kısa tuttum, ayrıntılar sorularla birlikte o bölümlerde geldi.

Posted in Girişimcilik, Kişisel | Etiketler , , , , | 2 Responses

Oyunun Vadettiği Fırsatlar

Espor

Not: Bu yazı StartUp Dergisi Kasım 2014 sayısında yayınlanmıştır.


İnternet kavramı hayatımıza girdiğinden beri sürekli olarak evrim geçiriyor. Akıllı cihazların artması ile birlikte artık İnternet her an yanımızda. Oyun sektöründe de mobil ile birlikte eskiye dönüş yaşadı. Onlarca insanın hazırladığı, üç boyutlu, grafik motorları olan, seslendirme sanatçıları ile çalışılan oyunların yanında bir kişinin dahi hazırlayabildiği oyunlar tekrar değer kazanmaya başladı. Oyun oynama çılgınlığının ilk başladığı zamanlardaki ufak oyunlar mobil ile birlikte tekrar hayatımıza girdi.
Mobil oyunlar sayesinde “özellikle yeni yetişen nesil” oyunlar üzerinde daha kolay para harcamaya alıştılar. Mobil ile hızlanan para harcama süreci bilgisayar ve konsol oyunlarına da sıçradı. Şu anda oyunlar için para harcayan ciddi bir kitle olduğu ortada.

Sektörde harcanan paranın artması ile birlikte iyi oyuncular da artık birer sporcu olmaya başladılar. Bununla birlikte espor ve esporcu kavramları doğmaya başladı. Ülkemizde de 15.000 kişinin katılımıyla bir spor salonunun tamamını doldurabilen kitlelerle organizasyonlar düzenlenmeye başlandı.

Espor kavramını yeni oluşan bir kavram, bu nedenle Türkiye’de bu konuda ciddi açıklar mevcut. Girişimcilerin ve oyuncuların bu alana yönelik işler yapmaları yerinde olacaktır. Biz de oyna.com olarak sitemizi tamamen bu yönde geliştirmeye başladık.
Türkiye’de Nilüfer Belediyesi’nin kurmuş olduğu bir espor kulübü olması aslında birilerinin o alanı keşfettiğini gösteriyor. Ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü’nden esporcu lisansı alabiliyorsunuz bu sayede normal spor oyunlarında istenen belgelerle turnuvalarda kullanabileceğiniz esporcu lisansınız oluyor.
Dünya’da özellikle Youtube ve Twitch üzerinde yayın yapan başarılı oyuncuların olduğunu görebiliyoruz. Genç yaşlarına rağmen binlerce dolar kazanan bu gençler kendilerine özel kitleler oluşturmaktalar. Ülkemizde yapılan turnuvaların uluslararası ayaklarında, Türkiye’yi temsilen giden yarışmacıların da oldukça iyi sonuçlar aldığını görebiliyoruz.

Sadece çocukların ve erkeklerin oyun oynadığı algısı da değişmeye başlıyor. Araştırmalar gösteriyor ki, mobil uygulamalar üzerindeki oyunlarda yapılan satın almalarda yetişkin kadın oyuncular, erkeklerden %35 oranında daha fazla satın alma yapabilmekte.

Oyun sektörüne giriş yapmayı düşünen kişilerin, hem araştırmaları daha iyi okuyup analiz etmeleri hem de sektörden insanlarla görüşmeleri gerekiyor. Çünkü 18 yaşında bir genç, bir kamera, bir konsol ile yaptığı video kayıtları ile milyon dolarlar kazanabiliyor. Yani burada yaş, yatırım maliyeti gibi kriterler oldukça değişkenlik göstermekte. Ülkemizden başarılı esporcular çıkacağını düşünüyorum. Fakat aynı zamanda esporcuları destekleyen platformların ve girişimlerin artması gerektiğine de inanıyorum. Espor kavramı gelişirken, espor için hizmet veren, içerik sağlayan girişimler de birlikte büyüyecektir. Köşe başları dolmadan hızlı hareket etmek ve yer edinmek oldukça mantıklı olacaktır.

Posted in Girişimcilik | Etiketler , , , , | bir yorum bırakın

Simitçi, CRM ve Müşteri İlişkileri

Simitçi

Öncelikle bu yıl daha fazla yazı yazmaya karar verdim. Bu kararımda Fırat‘ın blogunda yazmış olduğu yazıların etkisi var. İlk olarak önceden yazmış olduğum bir yazıyı ilavelerle birlikte tekrar yazıyorum. Bu yazı nedense çok tutuldu, kaynağını bilmediğim bir yazıydı. Daha sonra “Levent Hacıyusufoğlu” ‘nun yazdığı bir yazı olduğunu öğrendim. İnternette bir çok yerde benim yazdığım haliyle, benim veya Levent Bey’in ismi ile yer alıyor. Yakın zamanda Uğur firması (Uğur Derin Dondurucu’dan aklınıza gelebilir) iletişime geçti bu yazıyı dergilerinde yayınlamak için. Ben de yazının bana ait olmadığını ve yazarını söyledim. Yazıyı yayınlamışlar ve altında benim içinde bir teşekkür iliştirmişler. Hem yazı için görüşüp izin istemeleri, hem de bu teşekkürün iletişim anlamında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yazıyı aşağıda bulabilirsiniz.

Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan iş yerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz. Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi olmadığında, Türkler’in yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını açtım 1 YTL’ yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm. Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; “Yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım” dedim:
8:10 – 2
8:15 – 1
8.21 – 1
8.22 – 2
Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına 13:55 – 2 yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2’nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım. “Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!” dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan… dedim. Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı. Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra” 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?” diye sorunca:
– “Abi sen miydin o?” diye gülümsemeye başladı.
– “Neden böyle bir liste tutuyorsun?” diye sordum, “Belediye mi istiyor?”
– “Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin” dedi.

Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden” dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden. Yaa işte böyle… İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research… Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci… Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma… Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar. Sonuç “veritabancı simitçinin” yanından bile geçemeyecek olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Levent Hacıyusufoğlu

Bahsettiğim dergiyi basılı olarakta göndermişler, aşağıda onun bir kopyasını da görebilirsiniz :)

ugur-simitci

Posted in Girişimcilik, Kişisel | Etiketler , | 7 Responses

Girişimcilerin İzlemesi Gereken Filmler

Girişimcilerin İzlemesi Gereken Filmler

Son yazım Girişimcilerin Okuması Gereken Kitaplar‘dı, şimdi de izlenmesi gereken filmleri yazıyorum. Aslında bu yazıları yazmamdaki amaç birileri sorduğunda veya hangi filmi izleyeyim sorusu aklıma geldiğinde derli toplu bir şekilde bulabilmek. Bence girişimciliği en iyi anlatan film “Esaretin Bedeli”. Film zaten neredeyse tüm film sitelerinde birinci sırada. Baş kahramanımızın bir girişimci olduğunu düşünerek izlediğimizde daha farklı gözle inceleyebiliriz. Bir girişimci de bulunması gereken özelliklerin büyük bir çoğunluğunu filmde görebiliyoruz. Sabır, azim, istikrar, küçük adımlar, ekip çalışması vs. vs.

Bir kısmı izlediğim, bir kısmı ise izlemeyi düşündüğüm filmleri sıralıyorum, sizin de önerileriniz olursa ekleyebilirim.

  1. Esaretin Bedeli – The Shawshank Redemption
    Filmin temel konusunun girişimcilik ile hiç alakası yok. Fakat ben filmi izlediğim zaman baş rolün yaşadığı her şeyi girişimcilerinde yaşadığını düşünmeye başladım. Israrcılık, sürekli hayal kırıklığına uğramak, pes etmeden tekrar tekrar denemek, sabır gibi bir çok öğeyi barındırıyor. Girişimcilikle alakalı veya alakasız olarak bu filmi mutlaka izlemelisiniz. Dünyadaki bir çok sitede oylamalarda birinci olması, başarısını yeterince kanıtlıyor.
  2. Sosyal Ağ – The Social Network
    Facebook’un kuruluş hikayesini anlatıyor. Ne tür olayların döndüğünü ve başarıya giden yollarda neler karşılaşabileceğiniz ile ilgili olarak güzel bir film. Yatırımcıları yakından tanımak için özellikle izlemeye değer.
  3. Umudunu Kaybetme – The Pursuit of Happiness
    Bir çok kişiye göre girişimcilik ile ilgili olarak izlenebilecek en iyi film. Filmin konusu zaten bir girişimcinin hayat hikayesi, bu nedenle başarısızlıklarıyla, sabrıyla, gerektiğinde pivot edebilmesiyle bir girişimcinin başarıya giden yolda neler yapması gerektiğini gösteren bir film.
  4. Özgürlük Yolu – Into the Wild (Başarısız girişimciliğe örnek gösterilmiş)
    Film inandığı şey uğruna her şeyden vazgeçen birini anlatıyor, gerçek bir hayat hikayesinden etkilenmiş olması sebebiyle insanı daha çok etkiliyor.
  5. Kazanma Sanatı – Moneyball
    Filmi istatistik derslerinin ilk haftasında gösterseler eminim herkes derslerini daha iyi dinleyecektir. İstatistiki verilerle nasıl mucizeler yaratılabileceğini oldukça güzel anlatmış. Herkesin doğru bildiği şeylerin hatalı olabileceği ve farklı bakış açıları ile başarının yakalanabileceğini çok güzel bir şekilde anlatmışlar.
  6. Azınlık Raporu – Minority Report
    Film 2002 yılında çekilmiş ve muhteşem bir hayal gücünün ürünü. Şu anda bir çok teknoloji bu filmde kullanılan gerçekleştirmek üzere geliştiriliyor. Filmi izlediğim zaman ütopik gelen bazı şeyler şimdiden hayatımıza girmeye başladılar bile.
  7. Her
    Sanal gerçekliğin nerelere gidebileceği ile ilgili beyin jimnastiği yapmak için güzel ve eğlenceli bir film.
  8. Genç Çıraklar – The Internship
    Olağanüstü bir film beklentisi içerisinde olmayın, izlerken eğlenilecek bir film. Google’a girebilmek için yarışan stajyerler anlatılıyor. Temelinde ekip çalışmasının faydaları üzerinde durulmuş. Fazlası ile içerisinde Google barındırıyor. Tekrar tekrar izleyeceğiniz bir film değil ama eğlencelik kategorisinde değerlendirilebilir.
  9. Pirates of Silicon Valley
    Microsoft ve Apple’ın kuruluş hikayeleri eğlenceli bir dille anlatılmış. Film biraz eski ama oyuncu seçimleri çok başarılı olmuş. Kitaplarda anlatılan Bill Gates ve Steve Jobs hikayeleri filmde hayat bulmuş. Rekabet, çekişme, ayak oyunları ve 2 dev şirketin başlangıç hikayesi. Ben sevdim ama akıcılık konusunda çok başarılı değil.
  10. Para Avcısı – The Wolf of Wall Street
    Film kesinlikle 18+, bunun için önceden uyarmak gerekiyor. Girişimcilerin izlemesi gereken filmler listelerinin neredeyse hepsinde vardı. Fakat ben filmde girişimcilikten çok para hırsını ve para için her şeyi yapmanın mubah olduğu bir dünyayı gördüm. Maalesef bu tarzda para hırsıyla her şeyi yapacak insanlar var, bunun adına girişimcilik demenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Film ise 3 saat olmasına rağmen sürükleyici, DiCaprio güzel bir performans sergilemiş.
  11. Şef – Chef
    Bu filmi çok sevdim. Her şeyden önce anlatımı çok sıcak ve sürükleyici. Film içerisinde başarısızlığı, başarıyı, aile ilişkilerini, batışı, yükselişi, arkadaşlığı, ortaklığı ve bir çok duyguyu görebiliyorsunuz. Hem girişimcilik üzerine, hem de aileyle birlikte izlenebilecek güzel bir film.
  12. Syrup
  13. Startup.com
  14. Tucker: A man and His Dream
  15. Borsa – Wall Street
  16. Glengarry Glen Ross
  17. Bir Şirket Komedisi – The Hudsucker Proxy
  18. Tesadüfi İmparatorlukların Yükselişi – The Triumph of the Nerds: The Rise of Accidental Empires
  19. İnekler 2.0.1: İnternetin Kısa Tarihçesi – Nerds 2.0.1: A Brief History of the Internet
  20. Ofis Çılgınlığı – Office Space
  21. İşletim Sitemi Devrimi – Revolution OS
  22. Amaç – Purpose
  23. Göklerin Hakimi – The Aviator
  24. Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler – Thank You for Smoking
  25. Zeka Pırıltısı – Flash of Genius
  26. Arabulucu – Middle Men
  27. Something Ventured
  28. jOBS
  29. E-hayaller – E-Dreams
  30. Hacking’in Gizli Tarihi: Bir Discovery Channel Belgeseli – Secret History of Hacking: Full Discovery Channel Documentary
  31. Kod – The Code
  32. Örnek Aile – The Joneses
  33. Ctrl-alt-compete
  34. August
  35. 12 Kızgın Adam

Bonus: Silicon Valley dizisini izlemenizi de öneririm.

Teşekkür: Konuyla alakalı en ayrıntılı yazıyı Ümit Öncel hazırlamış, özel bir teşekkürü hak ediyor :)

Dipnot: İzlediklerimi zamanla koyu olarak işaretleyeceğim.

Kaynakça :

Posted in Girişimcilik | Etiketler , , , , , | 5 Responses

Girişimcilerin Okuması Gereken Kitaplar

Girişimcilerin Okuması Gereken Kitaplar

Sosyal medya’dan ve birebir bu soruyu sordum. Aldığım cevapları ve yaptığım araştırmalardan çıkan sonuçları bir yazıda toplamanın faydalı olacağını düşündüm. Listenin oluşmasında katkı sağlayan herkese teşekkürler.

  1. 10 İnovasyon Şifresi “The Ten Faces of Innovation”
    Tom Kelley
  2. 20 Yaşında Patron Olmak
    Erdem Genç
  3. Bedava “Free”
    Chris Anderson
  4. Beyaz Yakalı Girişimci
    Fatmanur Erdoğan
  5. Beyaz Yalaka
    Sarp Mogan
  6. Build a Business From Your Kitchen Table (Hardback)
    Holly Tucker Sophie Cornish (İngilizce)
  7. Buyology
    Martin Lindstrom
  8. Büyük Yatırımcılar
    Glen Arnold
  9. Büyüleme
    Guy Kawasaki
  10. Çözüm Bulma Sanatı
    Hamish McRae
  11. Dijital Girişimcilik Rehberi
    Serkan Ünsal (Ücretsiz Ekitap)
  12. Dijitoloji
    Emre Açıkel – Mehmet Çelikol
  13. Do More Faster: TechStars Lessons to Accelerate Your Startup
    Brad Feld – David Cohen (İngilizce)
  14. Düşün ve Zengin Ol
    Napoleon Hill
  15. ErteleME!
    Steve Chandler
  16. Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı “7 Habits of Highly Effective People”
    Stephen R. Covey
  17. Etkili Zaman Yönetimi
    John Adair
  18. Fikir Fabrikası (Bell Laboratuvarları ve Amerikan Yenilikçiliği’nin Altın Çağı) “The Idea Factory – Bell Labs and the Great Age of American Innovation”
    John Gertner
  19. Genç Bir İşadamına
    Emre Yılmaz
  20. Girişimciliğin Altın Kuralları
    Ertuğrul Belen – Taylan Demirkaya
  21. Girişimcilik
    Ed.Doç.Dr.Himmet Karadal
  22. Girişimcilik
    Doç. Dr. Mehmet Marangoz
  23. Girişimcinin El Kitabı
    Guy Kawasaki
  24. Günümüzde Pazarlamanın Temelleri
    Philip Kotler
  25. Hayalleri Olan İnsan Durdurulamaz
    Ali Dinler
  26. Kendi İşini Kurmak İsteyen Girişimcinin El Kitabı “The Art Of The Start”
    Guy Kawasaki
  27. Kendinizi Yönetmek “On Managing Yourself”
    Cemal Engin
  28. Kılıçsız Samuray “The Swordless Samurai”
    Kitami Masao
  29. Mazeret Yok
    Jay Rifenbary
  30. Mutluluk Dağıtmak “Delivering Happiness”
    Tony Hsieh (Zappos.com kurucusu)
  31. Living A Laptop Lifestyle
    Greg Scott – Fiona Scott (İngilizce)
  32. Mor İnek
    Seth Godin
  33. Satışın Küçük Kırmızı Kitabı “The Little Red Bood Of Selling”
    Jeffrey Gitomer
  34. Sil Baştan “ReWork”
    David H. Hansson – Josan Fried (Basecamp Kurucuları)
  35. Silikon Vadisi ve Girişimcilik
    Serkan Ünsal (Ücretsiz Ekitap)
  36. Tongue Fu – Sözlü Dövüş Sanatı “Tongue Fu!”
    Sam Horn
  37. Trump 101 – Başarıya Giden Yol “Trump 101 The Way To Success”
    Donald J. Trump
  38. Üzeyir Garih Kitapları
    İş Hayatımdan Kesitler ve Gençlere Tavsiyeler
    Pazarlama – Tanıtım – Halkla İlişkiler
    İş Hayatında Motivasyon
    Yönetim Teknikleri
    Yönetim İlkeleri
  39. Yalın Yeni Girişim
    Eric Ries
  40. Yeni Başlayanlar İçin E-Ticaret
    Ümit Büyükyıldırım (Ücretsiz Ekitap)
  41. Zengin Baba Yoksul Baba
    Robert T. Kiyosaki – Sharon L. Lechter
  42. Zirvede Bildiğim Herşeyi Dipte Öğrendim
    Dexter Yager – Ron Ball
  43. 80/20 İlkesi
    Richard Koch
  44. Başarılı Olmak Bir Tercihtir
    Rick Pitino
  45. İknanın Psikolojisi
    Robert Cialdini
  46. Büyük Değişimler Çağında Yönetim
    Peter Drucker
  47. Akıldışı Ama Öngörülebilir
    Dan Ariely
  48. İş Modeli Üretimi
    Yves Pigneur, Alexander Osterwalder
  49. Neden Satın Alırız?
    Paco Underhill
  50. Yeni Dijital Çağ
    Eric Schmidt, Jared Cohen
  51. Blink (Düşünmeden Düşünebilmenin Gücü)
    Malcolm Gladwell
  52. Outliers (Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?)
    Malcolm Gladwell
  53. CEO SA
    Hazım Kantarcı

Liste oldukça uzun oldu fakat siz de okumuş olduğunuz kitapları önerirseniz sevinirim.

 

 

 

 

 

Posted in Girişimcilik, Kitap | 5 Responses

Ortaklığa başlarken sorulması gereken sorular

ortaklik

Daha öncesinde ortaklık ile ilgili çeşitli yazılar yazdım (Girişimciler İçin Ortaklık TavsiyeleriÖz eleştiri: Yaptığım genel hatalar). Bu nedenle özellikle bu konuda çok soru geldi. Vakit darlığından veya diğer işlerin yoğunluğundan genelde kısa cevaplar vermek durumunda kaldım. Son olarak yakınlarımdan birisi yeni bir ortaklık yapmaya karar verince, ona bazı sorular hazırladım ve birlikte kısa cevaplar oluşturmaya çalıştık. Bu cevaplar ışığında ortağı ile bir “Ortaklık Anlaşması” imzaladılar. Hazırlamış olduğum soruları cevaplarken zorlandıkları noktalar oldu veya daha önce hiç üzerinde düşünmedikleri konular ortaya çıktı.

Bu tarz soru cevaplar hazırlayarak bir ortaklığa başlamanın faydalı olacağını düşünüyorum. Bu nedenle bu soruları paylaşmaya karar verdim. Mutlaka daha fazla soru ve cevap olacaktır. Bunları yorum olarak paylaşırsanız eklemeye çalışacağım.

  1. Ne tür bir şirket kurulacak?
    Şahıs şirketi, limited şirketi, anonim şirketi, kolektif şirket, komandit şirket gibi seçenekler olacak önünüzde. Genel olarak limited şirketi veya anonim şirketi arasında kalacaksınız. Burada çeşitli avantajlar ve dezavantajlar mevcut bunları iyi değerlendirip girmeniz gerekiyor. Limited şirket olarak başlayıp, anonim şirkete dönüşebileceğini unutmayın.
  2. Hisse oranları ne olacak?
    Bu oranlar genellikle konuşma gereği bile duyulmadan karar verilir. Kaç ortak varsa o sayıya bölünür. Peki acaba tüm ortaklar aynı seviyede mi katkı sağlayacak? Ortaya koyacakları değer aynı mı olacak? Mevcutta iş ile ilgili portföyü olan kişinin hissesi aynı mı olacak? Bu tarz sorular sorarak, bunu en başta düzgün bir şekilde belirlemek faydalı olacaktır.
  3. Ortaklar şirketten nasıl para alacaklar?
    Öncelik olarak para kazanmaya odaklanıldığı için bu konu pek konuşulmaz. Para olunca paylaşmak kolaydır diye düşünülür. Gerçekte ise durumda öyle olmayabilir. Genellikle belli bir maaşın belirlenmesi bu noktada faydalı olacaktır. Biz bu arkadaşlar için bir maaş oranı belirledik ve her 6 ayda bir şirketin durumuna göre maaşta revize yapmayı uygun gördük. Fakat en yüksek alabilecekleri bir maaşı başta ayarladık. O rakamın üzerinde şirketten yıl sonuna kadar para alamayacakları bir şekilde anlaştılar.
  4. Ortaklar harcamalarda nasıl hareket edecekler?
    Ortaklar genellikle birlikte harcama yapmayı ve karar vermeyi tercih ederler. Burada temel sorun işlerin yavaşlamasıdır. 5.000TL’lik bir harcama için diğer ortağın bilgisinin alınması işleri belirli bir süre sonra içinden çıkılmaz şekle sokabilir. Bunun için X TL’nin altındaki harcamalarda ortağa sormadan hareket edilir, ay sonunda bu rakamların toplamı Y TL’i geçemez şeklinde bir madde eklemek güzel olacaktır.
  5. Kararlar nasıl alınacak?
    Kararların oy birliği ile alınması güzeldir. Özellikle 2 kişilik ortaklıklarda bu böyle olabilir. Ama uzmanlıkları farklı olan iki ortakta veya görev tanımları farklı olan kişilerde durum böyle olmamalıdır. Uzmanlığı ve görev alanında olan konularda o ortağın söz hakkı diğerinden fazla olmalıdır. Bunların çerçevesinin en baştan belirlenmesi faydalı olacaktır.
  6. Ne sıklıkla toplantı yapılacak?
    Ortaklar aynı ortamda bulunmayabilir veya işlerin yoğunluğundan dolayı toplantı yapacak fırsatı bulamayabilirler. Bunun için toplantılar için belirli periyotlar belirlemek güzel olacak. Örneğin haftada 1 toplantı yapmak faydalı olacaktır. Bu toplantıların uzun veya yüz yüze olması şart değil. Telefonla ve Internet üzerinden de yapılabilir.
  7. Ürün satışı varsa, ne tür indirimler olacak?
    Şayet ürün satışı varsa, yakınlara nasıl bir indirim yapılacağı oldukça mühim bir konudur. Kendinize bile bir şey aldığınız zaman bunu şirketten nasıl almanız gerektiğini başta net bir şekilde belirlemeniz gerekir. Örneğin yakın akrabalara %50 indirim, eşe dosta %30 en fazla indirim gibi rakamlar belirlenebilir.
  8. Yedek akçe ne kadar bulunmalı?
    Nakit akışı şirketler için oldukça önemli bir konu, bu nedenle kasada belirli miktarda bir paranın sürekli bulunması şirketin sürekliliğini kolaylaştıracaktır. Bu para acil işler için kullanılmak üzere kasada tutulur. Bunun için rakamın baştan belirlenmesi ve belirli aralıklarla bu rakamın artırılması iyi olacaktır.
  9. Ortakların yapmış olduğu harcamalar nasıl geri ödenecek?
    Her zaman şirketin parası yanınızda bulunmuyor veya şirket kartı kullanmıyor olabilirsiniz. Bu nedenle bunun sistematiğinin başlangıçta belirlenmesi iyi olacaktır. Genellikle ay sonunda bu para alınır, peki ay sonu kasada o kadar para olmazsa ne yapacaksınız gibi ayrıntıları yine konuşmak faydalı olur.
  10. Ürün veya hizmet satışı varsa fiyatlar nasıl belirlenecek?
    Satacağımız ürün veya hizmet için fiyat belirleme politikanızı baştan belirlemek gerekir. Daha sonrasında bu tarz konularda fikir ayrılığının önüne geçmiş olursunuz.
  11. Şirket kurulurken ne kadar sermaye koyacaksınız?
    Kuruluş aşamasında bir sermaye koymanız gerekiyorsa, bu ne şekilde kasaya konulacak ve ne kadar olacak? Bu koyduğunuz parayı geri alacak mısınız? Alırsanız, hangi şartlarda alacaksınız? Ortaklardan birinin daha fazla para koyması durumunda bunu hisseye yansıtacak mısınız? Gibi çeşitli soruları yanıtlayarak devam etmek gerekiyor.
  12. Şirketleşme ne zaman olmalı?
    Bir çok kişi üniversite öğrencisiyken iş kurmak istiyor, fakat şirketleşince bir çok masraf (İş Kurarken Maliyetleri Hesaplamak) ortaya çıkıyor. Bu nedenle örneğin bir yazılım hazırlıyorsanız, bu belirli bir olgunluğa eriştikten sonra şirketleşmeniz daha faydalı olacaktır.
  13. Ortaklardan biri aktif çalışmıyorsa, aktif çalışanın bir avantajı olacak mı?
    Bazı durumlarda ortaklardan birinin aktif çalışmaması gibi bir durum söz konusu olabilir. Bu konunun sorun teşkil etmemesi için bunu nasıl çözeceğiniz baştan konuşmanız gerekir.
  14. Yeni ortak hangi durumlarda alınır?
    Bazı durumlarda yeni ortak almanız gerekebilir veya yeni bir ortak sizin aranıza katılmak isteyebilir. Bu durumda kaldığınız zaman karar vermeniz çok zor olacaktır. Buna başta belirli sınırlar çizmeniz oldukça iyi olacaktır.
  15. Tatiller nasıl belirlenecek?
    Ufak bir konu gibi gözükse bile sınırlarının baştan belirlenmesi oldukça iyi olacaktır. Bir ortak tatile gideceği zaman ne kadar süre önceden haber vermeli ve en uzun tatil ne kadar olmalı gibi soruların yanıtlarını belirlemek önemli.
  16. Gelir paylaşımı nasıl yapılacak?
    Yıl sonunda net kâr nasıl paylaşılacak, elde edilen gelirlerin ne kadarını ortaklar paylaşacak, ne kadarı şirketin büyümesi için harcanacak gibi soruları yanıtlamak gerekiyor. İlk yıllarda bu rakamın büyük bir çoğunluğunun şirket büyümesine harcanması faydalı olacaktır. Tabi yıl sonunda bir miktar para alıyor olmak sizi daha çok motive edecektir.
  17. Ortaklıktan ayrılmanız gerekirse nasıl bir yol izleyeceksiniz?

    En zor soruyu sona sakladık. Bu soruyu henüz ortaklık kurmadığınız bir kişiyle konuşmanız, hatta tartışmanız gerekiyor. Çünkü en büyük sorunlar bu noktada yaşanıyor. Burada net bir şeyler belirleyemiyorsanız, başlangıçta ayrılmak her iki taraf içinde sağlıklı olacaktırBu noktada benim yakınlarımın bulduğu formül, ufak çapta girişimler için uygun olabilir. Şu şekilde;
    Şirket değeri ortak bir şekilde belirlenir. İstenilmesi durumunda değerleme için dışarıdan destek alınabilir. Bu değer üzerinden ortaklar anlaşıncaya kadar değer düşürülür. Şayet iki tarafta karşı tarafın hissesini belirlenen fiyattan alamıyorsa/almıyorsa hisse satışa çıkarılır. Her iki tarafında onayladığı bir ortak bulunduğu zaman hisse devredilir. Bulunamadığı takdirde her ay satış rakamı %10 düşürülerek tekrar satışa çıkarılır.

Her ortaklığın hem avantajları, hem de dezavantajları vardır. Ortaklığa başlamadan önce bunları iyi değerlendirip öyle başlamalısınız. Ortaklığa başlamak kolay, bırakmak ise oldukça zorlu bir süreçtir. Bu soruları örnek olması amacı ile yazıyorum, sizin aklınıza çok daha farklı sorular takılabilir. Bu nedenle her ortağın ayrı bir avukattan danışmanlık alarak işe başlaması daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.

Doğacak anlaşmazlıklarınız da sorumluluk kabul etmiyorum. :)

 

 

Posted in Girişimcilik | Etiketler , , | 11 Responses

Tüm Başarılı Girişimcilerin Tek Ortak Noktası

Örnek alınan bir çok başarılı insan var, hepsinin farklı özellikleri var, neredeyse hiç ortak özelliği olmayan başarılı insanlar dahi var. Fakat bir istisna ile!

Başarılı olan herkes tek bir ortak noktası: başlamak.

Başlamak

Söylemesi en kolay, yapması en zor şeylerden bir tanesi belki de bizim için. Bir projenin hayallerini kuruyoruz, dünyanın en iyi projelerinden birinin. Daha önce hiç yapılmamış, rakibi olmayan, kolayca yapılabilecek, kolayca yatırım alabilecek. Fakat o kadar çok hayal kuruyoruz ve projeyi kafamızda büyütüyoruz ki, proje bizim yapabileceğimiz bir proje olmaktan çıkıyor.

Hayal kurmak her zaman için faydalıdır. Tabi daha sonra gerçeklere dönebiliyorsanız. Bir hayal kurdunuz, bunun nasıl gerçekleştireceğinizi düşünürken, düşünmeniz gereken önemli bir noktada;

“Nereden başlamalıyım?”

Sorular ne kadar basit olursa olsun, cevaplarını bulmak her zaman için çok kolay olmayabiliyor. Projenizin daha önce yapılmış olması sorun değil, tam tersine bu sizin için avantaj bile olabilir. Onu inceleyerek hatalarını görebilirsiniz, doğru yaptıklarını inceleyebilirsiniz. Google yola çıktığında, Altavista ve Yahoo gibi iki dev vardı karşılarında. Şu anda Altavista’nın ismini bile hatırlamayanlar ve duymayanlar olabilir. Google %67 ile şu anda açık ara pazar lideriyken, Yahoo %11 pazar payına sahip. Bazı ülkelerde Google’ın pazar payı %90’ın üzerinde. Burada esas düşünmemiz gereken nokta, “Ben ne gibi farklılıklar katabilirim”.

Projenizi insanlara anlattığınız zaman harika buldular. Peki kim bu insanlar? Herkesin fikrini alın, daha sonra araştırın ve kendi fikriniz ile yola koyulun. Victor Hugo’nun şu sözünü bir kenara yazmak lazım. “Zamanı gelen bir fikrin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz.”

Proje için kafanızdaki her şeyi oluşturdunuz, fakat o da ne? Bir kaç eksiğiniz var. Projenizi gerçekleştirmek için ekibiniz yok, yola çıkabilmek için paranız yok. Peki fikrinizden başka ne var? Güzel ve yaratıcı fikirleri herkes bulamayabilir. Ama 7 milyar insanın yaşadığı bir yerde emin olun sizin fikriniz de ya o anda yapılıyordur, ya yakın zamanda yapılacaktır, ya da yapılmıştır siz duymamışsınızdır.

Yapmak istediğiniz projeyle ilgili daha önce bir işte çalıştınız mı? Bu soru oldukça önemli, öğrenciyken o işe benzer bir iş yapan firmada staj yapmış olmak bile size çok şey katacaktır. Doğru kararlar tecrübeden gelir ama tecrübe kötü kararlardan oluşur. (The Mechanic)

Biz indir.com‘u yapmaya başladığımızda piyasada çok büyük 2 tane rakibimiz vardı, pazarı ciddi anlamda domine etmişlerdi. İkisininde çizgileri farklıydı, artıları eksileri vardı. Bizimde avantajlı olduğumuz noktalar bulunuyordu. Alanadının çok güzel olması, benim daha önce program indirme sitesi yapmış olmam ve başka alanlarda kazanmış olduğum tecrübeler. Bir ekibimizin olmaması ise en büyük dezavantajımızdı. Başlarken tereddüt etmedik, şu anda da başarılı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.

Uzun lafın kısası: tüm her şeyi bir kenara koy. Hayalini kurduğun projeyi gerçekleştirmek için nereden başlayacaksın? Nereden başlayacağını buldun mu? O zaman;

B A Ş L A !

Bonus:
1- Değerli arkadaşım Yusuf Esenkal’ın benzer bir yazısını okumak için tıklayın >

2- Yazının devamı niteliğinde başka yazılarda gelecek. Yapacağınız yorumlarla gelecek yazıları şekillendirebilir veya yön verebilirsiniz.

 

Posted in Girişimcilik | Etiketler , , , , , , | 6 Responses