Girişimcilikte nakit akışı

Çocukluğum haftalık alarak geçti. Tüm kardeşlerimin belirli bir haftalığı vardı. Dönem başlarında herkes o yıl ihtiyaçlarını sıralardı ve haftalıkları ona göre belirlenirdi. O yıl dershaneye giden varsa yol paraları hesaplanırdı, okul saatleri uzunsa okulda yiyeceği tost fiyatı hesaplanırdı. Daha sonra yıl içerisinde başka para alamazdık. İhtiyacımız olduğu zaman birbirimizden borç alırdık veya para biriktirip ihtiyaçlarımızı o şekilde karşılardık. Bu bize inanılmaz bir ekonomik özgürlük sağlıyordu aynı zamanda. 10 haftalık harçlığımla atari almıştım, bunu alabilmek için o 10 hafta dahilinde okulda aç gezmem ve okula yürüyerek gidip gelmem gerekti.

Parayla ilişkimiz küçük yaşlarda başlayabiliyor. Harçlık olayını anlatmamın sebebi şu anda sahip olduğum bazı davranışları onun sayesinde kazanmış olmam. Maalesef o yıllarda iş hayatına girebilmek için bir kursa gitme şansımız olmuyordu.

İlk internet sitemi 1998′de açmıştım, o günden beri internet üzerinden para kazanıyorum. İlk yıllarda öğrenciliğin etkisiyle ne kadar para kazanırsam o kadar harcıyordum. Cebimde para olduğu zaman zengin, olmadığı zaman fakirdim. Bir öğrenciye göre cebimde daha fazla para olması güzel oluyordu. İhtiyaçlarım için kenara bir miktar para koysam bile bu fazla uzun soluklu olarak orada kalmıyordu. Bu şekilde para harcamanın benim için bir zararı olmuyordu. Sadece kendimden sorumlu olduğum için param kalmasa bile sıkıntısını ben çekiyordum.

İlk şirketimi 2004 yılında kurdum. Bu benim için çok büyük bir değişim olmuştu. Rahat geçinebilen bir öğrenciyken bir anda daha önce adını hiç duymadığım vergilerle, bağkurla, ssk ile ve başka bir çok gider ile tanıştım. Artık para gelse harcarım ruh halinden çıkıp, bir düzene girme vaktinin geldiğini anlamıştım. Aslında düzenli gidebilmek için o ay kazandığımız paraları ve harcamaları yazıyordum. Aldığımın eğitimin ticaret ile bire bir ilişkisi yoktu. Haliyle bir çok terimi ve olayı iş yaşantısına girdikten sonra öğrendim. Ay sonunda kazanmış olduğum para, masraflarımdan fazlaysa normal mantığımla kar etmiş oluyordum. Fakat ay sonu geldiğinde kasada para olmuyordu. Çünkü kazandığımız paraların ödemelerini o ay içerisinde alabilmek mümkün olmuyordu, oysa ödemeler her ay düzenli olarak yapılmak durumundaydı.

Eğer gelirleriniz giderlerinizin çok üstündeyse bu sorunu göremeyebilirsiniz, fakat rakamlar birbirine yaklaştıkça büyük sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Gelir, gider, kar dışında öğrenmem gereken bir kavramın daha olduğunu o yıllarda öğrendim; “Nakit akışı”. Şirkete o ay giren paralar ve çıkan paraların dengesini tutturmak oldukça önemliydi. Bu çoğu zaman karlılıktan bile önemli duruma geçebiliyordu. 3 ay vadeli yaptığınız bir satış için, 3 ay boyunca bankaya faizli olarak kredi kartı ödemesi yapmak çok fazla mantığa sığmıyordu. Yüksek kazançlı olarak gördüğüm bazı işlerin bu tarz olaylar yüzünden çok karlı olmadıklarını anladım.

Yaptığımız işlerin büyük bir çoğunluğunun belli ödeme günleri oluyordu. Ödemeler ise ay içerisine dağınık bir şekilde oluyordu. Bunun için o zaman SMS satış işine girmiştik. Kar marjı çok yüksek olmamasına rağmen kasaya her gün belirli bir miktarda para giriyordu, biz ödemelerini ay sonunda yapıyorduk. Bu bizi inanılmaz bir şekilde rahatlatmıştı. Daha önce önemini kavradığını düşündüğüm nakit akışının ne kadar önemli olduğu daha iyi anlamıştım. Ödemelerimiz genellikle resmi kurumlara olduğu için gününü aksatamıyorduk, bize ödeme yapanlar ise mutlaka aksatıyorlardı. Burada büyüklerimizin söylediği “alacak ile borç ödenmez” lafını kulağımıza küpe yaptım. Hesaplamaları yaparken mutlaka kasadaki nakit paraya göre hareket etmeye çalıştım.

Zaman zaman parasal olarak sıkıştığım durumlar oldu. Bu tarz durumlarla daha önce karşılaşmadığım için tecrübeli insanlardan fikir aldım. Öncelikle moral olabilmesi için küçük borçları hemen kapattım. Daha sonra faiz oranlarına ve bana maliyetlerine göre öncelikli olarak yüksek maliyetli olan borçları ödedim. Arkadaş, aile ve yakın çevreye olan borçlarımı durumu anlatarak ötelemeye müsaade edenlerle öteledim. Yavaş yavaş borçları kapattıktan sonra, bu borçlanmaların sebeplerini araştırdım.

Tüm bunlardan sonra aylık sabit giderlerimi, değişken giderlerimi sabit bir yere yazdım. Böylelikle aylık kasaya en az ne kadar para girmesi gerektiğini hesapladım. Bu esnada nakit ödemeli işleri tercih ettim. Borçları dengeye soktuktan sonra bütçe planı yapmaya başladım. İlk başta çok geniş bir plan yapmadan, önümüzdeki 3 ayın harcamalarını ve tahmini gelirlerini hesapladım. Daha sonra 6 aylık ve yıllık planları hazırlamaya başladım. Bu hesaplamaları yaparken giderleri biraz daha fazla, gelirleri ise daha az olarak hesapladım. Bu hesapları oldukça rahatlatan bir işlem.

Geçmişte yaşamış olduğum bu deneyimleri şu anda aklımdan çıkarmamaya çalışıyorum. Deneyimler acı tecrübeler ile öğreniliyor, bu deneyimlerden başkalarının da faydalanacağını umuyorum. Girişiminizin karlılığı çok önemli fakat en az onun kadar önemli başka bir noktayı aklınızdan çıkarmayın; nakit akışı.

Posted in Girişimcilik | 2 Comments

SEO Notları – 1

Dün Twitter’da Google’ın Chrome sayfasında kendini cezalandırdığı ile ilgili bir “tweet” atmıştım. Aslında Google’ın kendini diğer sitelerden farklı tutmadığını daha önce yaptıklarından da biliyoruz.

Google’ın yaptığı bu tarz işlerden en çok kendi sayfalarının SEO analizini yaptığı çalışma hoşuma gitmişti. Google’da arama kalitesi uzmanı olarak çalışan Brandon Falls, Charlene Perez ve Adi Goradia tarafından hazırlanan bu rapor mart 2010′da yayınlanmış. Yayının resmi Google Webmaster blogundaki duyurusunda bulunan dosyanın PDF hali ve scribd halini indirebilmeniz için yazıya ekledim.

Bu yazı oldukça eski olmasına rağmen halen tazeliğini koruyan bilgilerle dolu. Ayrıntılı olarak incelemenizi tavsiye ederim. Ben de bu yazıda aldığım bazı notları paylaşmak istedim. Aynı sayfaya birden fazla adresten erişilebilmesi özellikle çok önemli. Her adresinize 2-3 link geldiğini düşünürseniz, aslında sayfanızın toplam gücü 12 link olacakken, 3 olarak değerlendirilir ve arama motorunda buna göre sıralanır. Aşağıda bununla ilgili grafiği de türkçeleştirerek ekledim.

  1. Google arama sonuçlarında site açıklamanızın daha iyi gözükebilmesi için mutlaka “Meta Description” kullanın ve 2 satır olacak şekilde yer alsın
  2. Siteniz dmoz.org ‘da kayıtlı ise ve oradaki açıklamaların gözükmesini istemiyorsanız NOODP tag’ını kullanmayı unutmayın.
  3. Başlıkları hem arama motorunun seveceği şekilde 60 karakterden az, hem de kullanıcının anlayacağı ve seveceği şekilde kullanın.
  4. Arayan kişilerin anlayacağı biçimde bir açıklama satırı (“meta description”) yazın.
  5. Hiyerarşik bir site yapısı kullanın.
  6. Site içerisinden diğer sayfalara vereceğiniz linklerde kullandığınız başlıklara dikkat edin.
  7. Google sitelinks bölümünde alakasız içerikler bunları webmaster tools’u kullanarak kaldırın.
  8. Aynı içerikte farklı adreslerden ulaşılabilen sayfalarınız olmasın. Örnek aşağıda ki sayfaların içeriği aynı ise bunlardan birini seçerek kullanın.
    • www.siteniz.com
    • siteniz.anasiteniz.com
    • www.anasiteniz.com/siteniz/
  9. Aynı içerikteki sayfalarınızı belirlediğiniz siteye 301 yönlendirmesi kullanarak yönlendirin.
  10. Eğer sayfalarınızda sayfalama kullanıyorsanız veya farklı adreslerden aynı sayfa çağrılıyorsa meta tagların içerisinde rel=”canonical” elementini mutlaka kullanın.
  11. Google size aynı gibi görünse de farklı yazılmış olan her adresi farklı olarak tanımlar. Örneğin www.siteniz.com/finans ile www.siteniz.com/finans/ farklıdır. Aynı şekilde siteniz.com/finans ve siteniz.com/finans/ adresleri de toplamda 4 farklı adresi oluşturur. Bunlardan bir tanesini seçerek diğerlerini o adrese yönlendirmeyi unutmayın.
  12. https’li sayfalarında farklı indexlendiğini unutmayın, şayet güvenlik gerektiren sayfalarınız varsa bunların “canonical” tanımlamalarını da bu şekilde yapın.
  13. Sitenizin ana başlığı h1 olarak vermeyi unutmayın, alt başlıklara h2, h3 şeklinde devam ederek verebilirsiniz.
  14. Sayfa içerisinde verdiğiniz linklerin link yapınızdaki link ile aynı olmasına dikkat edin. Örneğin www.siteniz.com/finans seçmişseniz sitenizde vereceğiniz tüm linkleri bu şekilde verin.
  15. Resimlere vereceğiniz alt etiketini dikkatli seçin, ürününüzü tanımlayacak bir yazı olmasına dikkat edin.
  16. Site içerisinde kullanacağınız linklerde açıklamalı bir biçimde yazmaya özen gösterin.

 

Yazı içerisinde adı geçen dosyalar

 

Posted in Seo | Leave a comment

Beni öldürmeyen herşey beni güçlendirir

Bir çok film repliğinde kullanılan başlıktaki söz Friedrich Nietzsche’ye aitmiş. Bir filmde duyduğumda oldukça beğenmiştim, sanırım 5. element filmiydi.

Özellikle 20′li yaşların başında her gelen eleştiriyi kendime bir saldırı olarak algılıyordum. Maksatlarının beni eleştirmek değil önüme taş koymak olduğunu düşünüyordum. Yaş ilerlemeye başlayınca durumun böyle olmadığını anlamak gecikmiyor. Gelecek her türlü eleştirinin katkısını görebilmek mümkün oluyor.

Çeşitli ortamlardan yeni şirketimizi ve yeni projelerimizi duyurduk.

Bu projelerimizi duyurduktan sonra oldukça fazla olumlu ve olumsuz eleştiri geldi. Bu beni oldukça sevindirdi. Herkesin projelere ilgisini en güzel gösteren şey eleştirilerin yoğunluğu. Gelen tüm eleştirileri maddeler halinde not alıp, üzerinde düşünmeye başladım. Mantıklı gelenler de oldu, mantıksız gelenler de. Hepsi bir şeyler kattı sonuçta. Bu eleştirilerin hem beni hem de projelerimizi güçlendireceğine inanıyorum.

Gelen olumsuz eleştirilere takılı kalmak gençlik yıllarımda kalan bir anıydı. Başlıkta yazdığım gibi “beni öldürmeyen her şey, beni güçlendirir.”

Dipnot: Siz de eleştiri yapanlar arasına katılmak istiyorsanız Webrazzi yazısının altına veya buraya eleştirilerinizi yazabilirsiniz.

Posted in Girişimcilik | 3 Comments

Girişimciler İçin Ortaklık Tavsiyeleri

Ortaklık, yaşamın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Peki girişime bir ortak ile mi başlamalı, yoksa yalnız mı? İşin içinde yer alacak yazılımcı, tasarımcı veya diğer çalışanlarla ortak olmalı mı? Olmalıysa ortaklık payları ne olmalı? Yatırım alırken ortaklık nasıl olur? Bu ve benzeri bir çok soru girişimcilerin aklını kurcalamaktadır.

Yazının devamını Webrazzi’den okuyabilirsiniz.. >

Posted in Girişimcilik | 1 Comment

Bedelli Girişimci

Son günlerde “bedelli” kelimesinden gına geldiğini biliyorum. Her yerde konuşuluyor. Benim bu konuşmalarda en çok matematiksel hesaplar ilgimi çekiyor. Herkes 6 ay veya 12 ay askere gittiğinde ne kadar para kaybedeceğini hesaplıyor. Daha sonrasında 30.000TL ödemenin neden karlı olduğuna kendini ikna ediyor.

Aslında bu hesaplar çok mantıksız hesaplar değil. Sadece bu hesapların yalnızca bu gibi durumlarda yapılıyor olması düşündürücü. Yeni girişimciliğe başlayan kişilerle konuşurken, zamanlarının ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bir girişime başlarken girişimci kendisinin ve ekibinin zamanlarının ne kadar değerli olduğu noktasını göz ardı ediyor. Aslında “taksimetre” çalışıyor. Kaybedilen her zaman aslında özünde para manasına da geliyor. Girişimci yatırımı sadece para olarak gördüğü için kendisinin projeye ne kadar yatırım yaptığının farkına varamıyor.

Benimle benzer kabiliyetlerde bir arkadaşım X TL kazanıyor, ben de işe girdiğim takdirde aşağı yukarı aynı miktarlarda para kazanacağım. Esasında benim işe girmediğim her ay X TL’lik bir kazancı reddetmiş oluyorum. 12 ay işe girmeden bir projeyle uğraştığım takdir de 12X TL’lik bir kazancı reddediyorum. Girişimciliğin esasında bunları reddetmek var, çünkü daha fazlasını kazanacağına inanıyor. Bunda herhangi bir sorun yok, mutlaka daha fazlasını kazanacaktır. Ama ne zaman? Zaman hesabını, zamanın kıymetini iyi biliyor olmak gerek. 1 yılda 12X TL kazanmayı reddedip, daha sonrasında 10X TL ‘lik yatırım için başkalarıyla görüşmek hesaplarda bir yanlışlık olduğunun göstergesi.

Kendimizin kıymetini, zamanın kıymetini çok fazla önemsemiyoruz. Yapacağımız hatalar zamanımıza mal olduğunda çok üzülmezken, X TL kaybettiğimizde kahrolabiliyoruz. Esasında ikisi arasında çok büyük fark yok. Proje planlarımızı yaparken kendi yatırımlarımızın da ne kadar olduğunu biliyor olmamız lazım. Bu demek değil ki o kadar kazanacağız veya o kadar maaş alacağız. Bir çok girişimcinin uzunca süre elemanlarından daha az parayla idare etmesi çok normaldir. Sadece bir işin kıymetini, ne kadar yatırım yaptığınızı hesaplarken bunları göz önünde bulundurmak gerek. Bunları düşündüğümüz takdirde belki de o gireceğimiz işten vazgeçebiliriz.

İlk yatırımı kendimiz yapıyoruz. Burada yatırımcı gözüyle incelememiz gerekiyor. Bu projeye ne kadar yatıracağım? Yatırınca ne kadarına sahip olacağım? Yatırdığım parayı ne zaman geri alabileceğim? Proje bana ne avantajlar sağlayacak? Bu proje yerine başka bir projeye yatırım yapsam daha çok mu kar ederim?

Eskilerin bir lafı var, not edelim unutmayalım;

Vakit = Nakit

Posted in Girişimcilik | 4 Comments

Hedef kitlemizi tanımak

Üniversitede okurken istatistik dersini bir kaç kez aldım, bu çok sevdiğimden değildi elbette. Daha sonra hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu istatistikler. Hazırladığım projelerde de istatistiklerin ne kadar önemli olduğunu anlamam için bir çok olay oldu.

İstatistiklerle ilgili daha fazla yazı yazmak istiyorum, ilk olarak hedef kitle belirmeyi seçtim. Çünkü hedef kitlemizi iyi tanımadığımız takdirde yapacağımız işin başarılı olması oldukça zor olacaktır.

Web sitemizi açmadan önce kendi istatistiklerimiz olmadığı için rakiplerimizin veya benzeri işler yapan işleri incelememiz gerekiyor. Bunun için İnternet’te kullanabileceğimiz bazı araçlar var. Bu araçları ne kadar iyi kullanabilirsek o kadar sağlıklı sonuçlar elde edebiliyoruz. Tabi ki istatistikler için sadece verilere ulaşmak yeterli değil, bunları analiz etmek de gerekiyor.

Henüz sektör belirlemediysem bunun için Google ve Alexa‘nın en çok ziyaret edilen 100 site sayfalarını ziyaret ediyorum.

  1. Alexa.com
    Alexa’nın güvenirliği konusunda çok fazla şüphe olsa da elimizde hiç veri olmamasındansa buradan aldığımız verileri analiz etmek iyi olacaktır. Alexa’dan alabileceğimiz verileri kısaca aşağıda yazdım. Özellikle rakip sitelerimizin bu istatistiklerini toparlayabilirsek hazırlayacağımız site için hedef kitlemizi belirleyebiliriz. Hedeflerimizi de bu doğrultu da çizebiliriz. Sektör liderinin sayfa gösterimini bilmeden onun 2 katı bir ziyaretçi hedeflemek bizim için intihar olacaktır.
    • Sayfa gösterimi (pageview)
    • Kullanıcı/Sayfa gösterimi oranı (Pageviews/User)
    • Hemen çıkma oranı (Bounce %)
    • Sitede geçirilen süre (Time on site)
    • Anahtar kelimeler (Search analytics)
    • Demografi (Audience – Yaş, cinsiyet, eğitim, çocuk durumu, internete girdiği yer)
    • Yorumlar (Reviews)
    • Benzer Linkler (Related links)
    • Hangi ülkeden ne kadar ziyaretçi alıyor
  2. Google AdPlanner
    Yazdığımız site adresi hakkında oldukça ayrıntılı bilgilere ulaşabiliyoruz. Hizmeti google sunduğu için analytics ve adsense verileri sayesinde oldukça gerçekçi rakamlara ulaşabiliyoruz. Bu sayfanın türkçe içeriği olduğu için ayrıca hangi içeriklere ulaşabileceğimizi yazmadım.
  3. Google Trends ve Google Insight
    Anahtar kelimesi araştırması için Google’ın iki farklı aracını da mutlaka incelemek gerekiyor.
Topladığımız istatistikleri basit bir excel dosyasına kaydetmek işimizi görebilir. Bu istatistikleri analiz ettikten sonra projemizin hedef kitlesini ve hedefleyeceğimiz ziyaretçi rakamlarını daha rahat tespit edebiliriz.
Dipnot: Benim atladığım bir site varsa paylaşırsanız sevinirim.
Posted in Girişimcilik | 3 Comments

Kervan Yolda Düzülür

Geçen hafta yazımı yazamayınca kendimi kötü hissettim. Niyetim hayatımdaki gelişmeleri aktarmaktı. Bu süre zarfında yeni şirketin kuruluş işleri tamamlandı. “İmza İnternet Teknolojileri San. ve Tic. Ltd. Şti.” ismiyle yeni şirketimiz faaliyete geçti. Bunun dışında ilk projemiz de hayata geçti.

İlk projemizi biraz vaktinden önce açtık. İmza olarak ilk projemiz nakliyat.com. Projeyi planlarken çeşitli versiyonlar düşünerek başladım. İlk versiyonu oldukça sade bir şekilde olacaktı. Fakat ilk versiyonu beklemeden açmak istedim. Yeni şirketle ilk projenin hayata bir an önce geçmesi psikolojik olarak önemliydi. Versiyon 1 yerine 0.1 iken siteyi açtık. Henüz tanıtımlarına başlamadık, bu süreçte eksiklerini tamamlayıp aklımızdaki ilk haline geldikten sonra projeyi tanıtmayı düşünüyoruz.

Projelendirme aşamalarını çevremdeki bazı insanların yanlış anladığını görüyorum. Projeleri düşünürken aşamalarını planlamak oldukça önemli. Projenin tam vaktinde hayata geçiyor olması önemli. Sürekli olarak planlama yaparak süreyi uzatmak projenin hiç bir zaman bitmemesine neden olabiliyor. Bu projenin eksik olarak açılması manasına gelmiyor. Sadece bazı özelliklerinin zamanı geldikçe açılması daha faydalı olacaktır.

Nakliyat.com projesinde de bu şekilde aşama aşama düşünerek başladık. İlk aşamadan sonra 2 farklı versiyon daha olacak. Diğer versiyonların şu anki halinden oldukça farklı olacağını söylemeliyim. Şu anda temelini atmaya başladık. Yavaş yavaş katları üzerine ekleyerek gideceğiz. Amacımız nakliyatçıların ve taşınan kişilerin bu site aracılığı ile buluşabilmelerini sağlamak. Bunun en kolay yolu nakliyatçıların irtibat bilgilerinin bulunduğu bir dizin oluşturmak. Bu aşamada bu ihtiyacı karşılayacağız. Diğer aşamalarda yapacaklarımızı da zaman içerisinde göreceğiz.

Temel olarak “kervan yolda düzülür” mantığı bizim için tamamen plansızlık olarak anlaşılıyor. Aslında bunu aşama aşama ilerleme olarak yapabilirsek oldukça faydalı bir şekle getirebiliriz. Elbette her proje için ön gereklilikler farklı olacaktır.

İmza olarak yakın zamanda 2 proje daha hayata geçireceğiz. Bunlarda da ilk versiyonlar olacak. Daha sonra aşama aşama ilerleme kaydedeceğiz. 1 yıl içerisinde tüm projelerde oldukça aşama kaydedeceğimizi düşünüyorum.

 

Dipnot: Yazı yazmadığım zamanlarda sitem eden arkadaşlara ilgilerinden dolayı teşekkür ederim. Bu hassasiyeti yazıları yayma konusunda da gösterirlerse memnun olurum.

Posted in Girişimcilik | 12 Comments

Projem başarılı olur mu?

Bu soru sektördeki başarılı/başarısız herkese sorulmuştur. Benim için tek bir cevabı var bunun “hayır“. Bunu genelde yumuşatarak söylemek gerekiyor. Ama sonuç olarak cevabım yine hayır oluyor.

Bir projenin başarılı olabilmesi için en önemli şey herkesten ve her şeyden önce o projeye inanmaktır. Projeye bağlanma ve inanma olayı da körü körüne olmamalı. Başkalarına fikrinizi açmadan önce kendinize açmanız gerekiyor. Genel olarak söylenen şey projenize inanmanız gerektiği. Bu genellikle girişimci tarafından yanlış anlaşılıyor. Projesindeki zayıf noktaları düşünmeden, bilmeden projesine inanıyor.

Daha önceki yazılarımda yaptığım hatalardan bolca bahsetmiştim. Bu hatalardan en önemlisi projeyi özümsememek. Hangi projeye başlayacağımızı öncelikle iyice düşünmemiz gerekiyor. Daha sonra bir kaç liste yapmamız gerekiyor.

  • Projemiz neden başarılı olur?
  • Projemizin zayıf yönleri neler?
  • Rakiplerimiz kimler? Rakiplerimizin zayıf ve güçlü yönleri neler?
  • Bizim için ne gibi fırsatlar oluşabilir?
  • Projeyi tehdit edecek herhangi bir unsur var mı?

Bu soruların cevaplarını alt alta yazdıktan sonra cevap isteyen konuları tekrar ele almak lazım. Özellikle projenin zayıf yönleri üzerine çok çalışmak lazım. Bu zayıf yönlerini nasıl güçlü hale getirebileceğimizi düşünmemiz lazım. Zayıf yönlerimizi iyi bilirsek ve analiz edersek bunu avantaja çevirebiliriz.

Projelerimizi başkalarına anlattığımız zaman onların söyleyeceklerine hazırlıklı olmalıyız. Bizim bilmediğimiz bir zayıf yönü varsa onun üzerinde tekrar çalışmamız lazım. Projemizi iyi tanıyıp sahiplenirsek ve planlamamızı iyi yaparsak başarılı olmak için bir adım önde oluruz.

Tabi burada bu projeyi yapacak sermayemizin olup/olmaması, projenin yapılabilirliği, ekibi kurabilme beceremiz gibi konularda ayrıca değerlendirilmeli.

Tüm planlarımızı yaptıktan sonra soracağımız soru “projem başarılı olur mu?” olmamalı.

Posted in Girişimcilik | Tagged , , , , | 1 Comment

İnternetten nasıl para kazanılır?

1998 yılında internet üzerinden para kazanabileceğimi söylediğimde bir türlü babamı inandıramamıştım. 1999′da ilk olarak eline yurt dışından 12$’lık çek geldiğinde inandı. Sanırım eliyle dokunup görmesi lazımdı. Gerçi bu çeki bozdurmak için banka bizden 20$ masraf istediği için bozduramamıştık ama artık internet üzerinden ilk paramı kazanmıştım.

Bir çok kişinin bildiği bilgiler bile olsa en çok aldığım sorulardan bir tanesi “internetten nasıl para kazanılır?”. Bu sorulara dilimin döndüğünce yanıt vermeye çalışıyorum. Fakat o kadar farklı ve fazla metod var ki bunları bir yazı da toplayarak ve tecrübelerimi de içerisine katarak anlatmanın daha faydalı olacağını düşündüm.

Web sitesini oluştururken bunlardan birini veya bir kaç tanesini kullanarak gelir modelinizi belirleyebilirsiniz. Başlangıçta bunlar için bir planınız olursa ileride daha rahat hareket edebilirsiniz. Unuttuğum konuları hatırlatırsanız daha sonrasında yazıya ekleyebilirim.

Yazı biraz uzun oldu, fakat parçalara ayırmak istemedim. Birisi sorduğu zaman tek link paylaşmak çok daha kolay olacak. Para kazanmak isteyen kişinin de sıkılmadan bu yazıyı okuyacağını ümit ediyorum.

Reklamlar
En sık başvurulan kazanç modellerinden bir tanesi. Reklam için elimizde bir çok seçenek mevcut. Bunların hem ingilizce hem türkçe isimlerini yazmaya çalıştım. Böylece araştırırken daha rahat araştırabilirsiniz.

  • Tıklama Bazlı Reklamlar (CPC)
    Sitenize yerleştirdiğiniz reklamlar tıklandığı zaman para kazandığınız reklam modelidir. Ülkemizde genel olarak bu reklam modeli kullanılır. En çok kullanılan ise Google Adsense‘dir. Benim de bir çok sitemde kullandığım bir model. Özellikle Adsense kullanmanın en büyük avantajı her şeyin otomatik bir şekilde web sitesi üzerinden yürümesidir. İçeriğinizi algılayarak içeriğinize uygun reklamı gösterir, böylece giren ziyaretçi alakalı reklam göreceği için tıklamalar da yüksek olacaktır. Bunun dışında ülkemizde bu modelde hizmet veren adhood, reklamstore ve adnet gibi firmalar da bulunmaktadır.
  • Gösterim Bazlı Reklamlar (CPM)
    Ziyaretçilerin reklam gördüğü zaman para kazanacağınız reklam modelidir. 1.000 gösterim 1 CPM’e eşittir, rakamlar büyük olduğu için bu şekilde bir yol ile daha küçük rakamlarla işlem yapılabilir. Bu reklam modelinde çalışabilmek için yüksek ziyaretçi bir sitenizin veya tek bir konu da hizmet veren bir sitenizin olması gerekir. Yoksa reklam almanız oldukça zor olacaktır. CPM bazlı reklamlar genelde ajanslar üzerinden dönmektedir. Çok yüksek ziyaretçi rakamlarına ulaşamadıysanız ajanslarla genelde görüşmeleriniz başarısız geçer. Her ne kadar Türk internetini büyütmeyi düşündüklerini söyleseler de küçük çapta sitelerle çalışmayı pek istemezler. Bu onlar için zaman ve emek kaybı olur. Bu nedenle sitenizin yüksek ziyaretçilere ulaştırmak sizin için önem arz eder. Tabii ki sadece yüksek ziyaretçili siteler gösterim bazlı reklam almazlar, eğer bir konuda uzmanlaşmış bir siteyseniz veya belirli bir kitleye ulaşabilmişseniz yine reklam alabilirsiniz. Bu konuda reklamz veya netbook media gibi firmalar mevcut.
  • Aksiyon Bazlı Reklam (CPA, CPS, CPL)
    Siteniz üzerinden başka bir siteye gittikten sonra kullanıcının üye olması, ürün satın alması, program indirmesi veya belirlenen bir işlemi yapması durumunda gelir getiren reklam modelidir. Bu model iyi kurgulanırsa oldukça iyi gelirler kazandırabilmektedir. Ülkemizde Gelir Ortakları, Reklam Action ve piyasaya yeni giren Zanox gibi firmalar mevcuttur.
  • Advertorial
    Reklam haber olarak nitelendirebileceğimiz, sitenize reklamı haber veya içerik olarak yerleştirilen gelir modelidir. Özellikle haber siteleri ve bloglar için oldukça uygundur. Reklam veren açısından da oldukça faydalıdır, içerik her zaman için reklamdan daha çok okunmaktadır.
  • Sponsorluk
    Sitenizin konusuyla alakalı olabilecek firmalardan sponsorluk alarak gelir oluşturma. Özellikle tek bir konuda siteniz varsa veya sitenizde ki alt konuların ziyaretçi rakamları da yüksekse güzel bir gelir kaynağı olabilmektedir. Örneğin sitede ki sağlık bölümü için bir özel hastanenin sponsor olması gibi. Bu sizin mevcut reklam alanlarınızı korumaya yaradığı gibi toplu olarak yüksek gelir elde edebilirsiniz.
  • Sabit Reklam
    Sitenize herhangi bir tıklama veya gösterim gözetmeksizin haftalık, aylık gibi periyotlarda sabit fiyatlı reklam almak üzerine kurulu. Eğer yüksek ziyaretçiniz yoksa veya reklam veren sabit reklam vermek istiyorsa bu seçenek sizin için uygun olabilir.
Satış
  • Ürün Satışı
    İnternet siteniz üzerinden herhangi bir ürünü satış üzerine kurulu gelir modeli. Aslında yüzyıllardır süregelen ticaretin evrim geçirerek eticaret olmuş hali. Eticaret’i düşünürken oldukça temkinli hareket etmek gerekiyor. Çünkü internetten yapılan ticaret ile normal ticaret arasında yatırım anlamında büyük bir fark yok. Bunu yapabilmek için iyi bir alt yapıya, nakit paraya, depoya ve başka bir çok şeye ihtiyacınız olabilir. Bu konuda bir çok yazı bulunan eticaretmag‘i takip etmenizi öneririm. Alt yapı için ise hemen al, kobi master, idea soft gibi sistemler mevcut. Bunun dışında açık kaynak kodlu open cart, magento ve oscommerce gibi ücretsiz yazılımlar da var.
  • Hizmet Satışı
    Ülkemizde pek tercih edilmeyen bir metod olsa da kazançlı bir model. Ürün satışının zorluklarının bir çoğu hizmet satışında bulunmamakta. Kargolama, depo, stok gibi maliyetleri yoktur. Fakat hizmet satışında hizmetinizin çok iyi olması ve fiyatının çok iyi belirlenmiş olması gerekiyor.
  • Aracılık/Komisyon
    Bir platform oluşturarak alan ve satan kişileri bir araya getirebilirsiniz. Burada yapılan işlemler üzerinden de belirli bir oranda komisyon alarak gelir elde edebilirsiniz. Bunun dışında satan kişilerde giriş parası alarak da gelir elde edebilmeniz mümkün. Gittigidiyorsahibinden ve yemeksepeti gibi siteler buna en güzel örneği oluşturuyor.
  • Açık artırma
    Ürün veya hizmet satışının düşük bir ücretle başlayıp yükselerek satılmasıyla elde edilen gelir modelidir. Çok talep olan ürünler bu şekilde satılabilir. Dünya da ebay bu konuda oldukça başarılıdır.
  • Üyelik
    Sitenizde verdiğiniz hizmet karşılığında bir ücret talep edebilirsiniz. Bunun ismine premium üyelik, altın üyelik gibi çeşitli isimler bulabilmek mümkün. Eğer verdiğiniz hizmetler kaliteliyse ve para vermeye değecek hizmetlerse bu yöntemi kullanabilirsiniz. Türkiye’de genellikle arkadaşlık siteleri bu yöntemle para kazanmaktalar. Ben de hangiuniversite.com‘da bu şekilde bir model oluşturmuştum.

Veri Pazarlama ve İzinli Reklam

  • Mail ve SMS
    Ziyaretçilerden izin alarak onlara mail ve sms gönderebilirsiniz. Özellikle ziyaretçilerinizi gruplayabiliyorsanız bu model sizin için oldukça karlı olabilir. Örneğin İstanbul’da yaşayan, çalışan ve geliri 2.500TL üzerinde olan bayanlara sms gönderebiliyorsanız her sms için hatırı sayılır miktarda para alabilirsiniz.
  • İstatistikler ve Veriler
    Sitenizde oluşan veriler ve istatistikler başka firmalar için önem arz edebilir. Bir çok firma görünen gelir modellerinin dışında bu yöntem ile para kazanabilmektedir. İstatistikler yeni bir planlama yaparken firmalar için oldukça önemli olacağından dolayı güzel pazarlanabilir ürünler çıkartabilirsiniz.
Danışmanlık
  • Sosyal Medya
    Sosyal Medya özellikle facebook ve twitter’ın hızla gelişmesiyle birlikte firmaların göz ardı edemeyeceği bir hale geldi. Bu konuda uzman olmayan firmalar bu konularda danışmanlık ve hizmetler almaktalar. Günümüzün en popüler alanlarından biri. Siz de bu konuda  kendinizi geliştirerek para kazanabilirsiniz.
  • Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)
    Bir çok sitenin %80 ziyaretçisinin arama motorlarından geldiğini düşününce firmalar için ne kadar önemli olduğunu anlamak çok zor olmaz. Bu konuda firmaların üst sıralarda yer almak gibi bir ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçları karşılayabilecek kişiler güzel paralar kazanabiliyorlar. Her geçen gün değişen bu sektörü sürekli takip etmek ve öğrendiklerinizi uygulamak gerekiyor. Oldukça zor ve rekabetin olduğu bu alanda da güzel gelirler elde edilebilir.
  • Veri Analizleri
    Ülkemizde kıymeti çok fazla bilinmese de oldukça önemli bir alan. Firmalar sitelerinin analizleri hem düzgün tutma konusunda hem de bunları analiz etme konusunda oldukça yetersizler. Bu konuda hizmet verecek firmalar ve kişilere ihtiyaç var.
Kullanılan Kısaltmaların açıklamaları
  • CPC: Cost Per Click – Tıklama Bazında Maliyet
  • CPM: Cost Per Mille – Bin Gösterim Bazında Maliyet
  • CPA: Cost Per Activity – Aktivite Bazında Maliyet
  • CPS: Cost Per Sale – Satış Bazında Maliyet
  • CPL: Cost Per Lead – Üyelik Bazında Maliyet
Posted in Girişimcilik | 15 Comments

Başarısız Proje Yapmanın Yolları

Hatalarımla alakalı “yaptığım genel hatalar” başlıklı bir yazı yazdım. Gelen yorumlardan anladığım kadarıyla bir çok girişimci benzer hataları yapmış. Bunlarda bir kısmı şu anda başarılı işler yapan insanlar. Ben de başarısızlık için anahtar bir liste hazırladım, bunlardan bir kaçını veya hepsini yaparsanız başarısızlık kaçınılmaz olacaktır.

Başarısız proje yapmanın yolları :

  1. Çevrenizdekileri umursamayın, onların nasıl olsa İnternet ile alakaları yok. Onlar hedef kitleniz değil. Onların inanması sizin için bir değer ifade etmeyecek. Zaten kendi motivasyonunuz yeteceği için çevrenizdeki bilmeyen insanların projenize inanmasına ihtiyacınız yok. İnternet’te sizin sizin projenize inanan onlarca insan var.
  2. “Bu iş tutar mı?” diye düşünmeyin. Bugüne kadar yapılan üzerine uğraşılmış hangi proje tutmamış ki, sizin projenizde mutlaka tutar. Sonuçta siz rakiplerinizin hepsinden daha iyi bir site yapacaksınız.
  3. Projeyi en mükemmel haline getirmeden açmayın. Projeniz o kadar mükemmel olmalı ki tüm rakiplerinizden daha iyi olduğunuzu herkes görmeli. Rakiplerinizde olmayan özellikleri de eklemeden açmayın.
  4. Sakın benzeri olan bir proje yapmayın. Projenizin bir eşi benzeri daha olmamalı. Eğer sitenize az benzer başka bir site bile varsa başka bir proje düşünün. Yoksa sosyal medya da adınız “kloncu” ‘ya çıkar.
  5. Rakiplerinizi önemsemeyin. Proje için herhangi bir rakibiniz varsa boş verin. Zira onlar artık hantallaşmış yapılar, siz onların göremediği bir çok şeyi tek başınıza çok daha rahat görebilirsiniz.
  6. Maliyetlerinizi hesaplamayın. Nasıl olsa kıyıda köşede paranız var, kendinize bir maaş da almazsınız, bir süre de evden çalışırsanız fazla bir maliyetiniz olmaz. Proje kazanmaya başladıktan sonra da kazandıkça sizde para almaya başlarsınız. Çok sıkışırsanız eşten dosttan para bularak projeyi devam ettirirsiniz.
  7. Projeniz için planlar yapmayın. Ölümlü dünya yarına çıkacağımız garanti değil. 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık planlarla niye vakit kaybedeceksiniz. Bunun yerine projenize odaklanın. Proje başarılı olduktan sonra plan yapacak bol bol vaktiniz olur.
  8. Girişimcilik kolaydır. Size söylenenlere inanmayın. Başarısız olan insanlar sizinde başarılı olmanızı istemedikleri için motivasyonunuzu kırmaya çalışacaklardır. Akıllı, zeki ve çalışkan birinin başarısız olması için önünde neden bir engel bulunsun ki?
  9. Fazla düşünmeyin. Çağımız uzay çağı, her şey hızlı ilerliyor. Oturup düşünmek için fazla vakit harcamayın. Proje zaten kafanızın içinde tüm ayrıntılarıyla var. Bir an önce yapmaya başlayın, başkaları yapmadan önce siz yapmalısınız.
  10. En iyiyi sen biliyorsun. Bunu aklından çıkarma. Herkes bir şeyler bildiğini düşünür ama kimse senden daha iyi bilmiyordur. Bilseler kendileri başarılı olurlardı. Ticareti bu kadar bilen adamın cebinde kaç milyonu var ki?
  11. Eleştirilere aldırma. İyi ve kötü onlarca eleştiri alacaksın. Bunları kim yaparsa yapsın umursama. Üzerinde düşünme. Meyve veren ağaç taşlanır, seni de taşlayacaklar.
  12. Parayı düşünme. Projenin başarılı olması ve herkese faydalı olması senin için daha önemli. Parayı düşünmene gerek yok. Bir değer ürettiğin zaman nasıl olsa para arkasından gelecektir.
  13. Tek projeye odaklanma. Sen onlarca projeyi aynı anda kotarabilecek birisin. Niçin bir projeye kendini veresin? Hem farklı sektörlerden projeler yaparsan riski de dağıtmış olursun. Herkes onlarca projeyi yapamıyorsa bu onların iş bilmezliği. İyi plan yaparsan 30 projeyi bile tek başına yapabilirsin.
  14. Cesur ol. Nasıl olsa kaybedecek fazla bir şeyin yok. Projelerine inanıyorsan yürü, kim tutar seni? Başarısız olursan yeniden başlarsın, nasıl olsa bu iş için bir para ayırmıyorsun.
  15. İnternet sitesi açıyorsan önce ziyaretçi sayısını düşün. Gelir nasıl olsa ayarlanır. Senin sitene reklam vermeyecekler de kime verecekler. Binlerce insanı sitene toplarsan reklam alamasan bile bir şeyler satar yine kazanırsın.
  16. Bol bol çevre (network) yap. Tüm toplantılara katıl, her yerde bulun. Başarılı olduğun zaman oralarda sen konuşmacı olacaksın. Tanışabildiğin herkesle tanış, ileride mutlaka işine yararlar. Bu senin projen için önemli, projene ayıracağın vakti buraya da harcamış olsan bir şey kaybetmiş olmazsın.
  17. Projenin ne olduğunu açıncaya kadar kimseye söyleme. Eşsiz bir proje yapıyorsun, bunu başkasına söylersen mutlaka kopyalayacaktır. O kopyalamasa bir arkadaşına söyler o kopyalar. En güzeli herkesten gizli tut. Açtıktan sonra nasıl olsa herkes öğrenir. Onlar yapıncaya kadar sen yolu yarılamış olursun.
  18. Birilerini mutlaka ortak yap. Projeyi ucuza getirmek istiyorsan tasarımcıyı, programcıyı projene ortak yap. Böylece onlarda projeni sahiplenirler. Hem de bedavaya iş yaptırmış olursun. Ama ortak yaparken %2-3′ü geçme.
  19. Ürün satıyorsanız fiyatı ya çok ucuz, ya çok pahalı olsun. En ucuz siz satarsanız kimse sizinle rekabet edemez herkes sizden alır, siz de sürümden kazanırsınız. Ya da pahalı satın az kişiye satsanız bile çok kazanırsınız. Hem de kaliteli bir marka imajı çizersiniz.
  20. Hiç bir şeye başlamadan öncelikle şirketi kurun. Sizin ciddiyetinizi herkes görsün, hiç bir çalışmaya başlamadan önce şirket kurun. Hatta kurarken mutlaka anonim şirketi kurun. İleri de yatırım alırsanız hisse devirleri daha kolay olur.
  21. Okuyorsanız okuldan, çalışıyorsanız işten ayrılın. İşinde başarılı olmuş insanların büyük bir çoğunluğu okuduğu okuldan ayrılmış. Siz ne duruyorsunuz? Başka iş yaparken kendi işinizi yapmak doğru olmaz, tüm enerjinizi kendi işlerinize verin. Niçin başkasına para kazandırasınız ki?
  22. Müşterilerinizi ve ziyaretçilerinize çok da önem vermeyin. Tabi ki onlardan para kazanacaksınız ama çok fazla da önem vermeyin. Böyle mükemmel bir sistemden şikayet ediyorsa gitsin hatasızını bulsun. Sizden iyisini bulabilecekse tabi. Bir de müşterilerin alışveriş alışkanlıkları değişkendir, önceden ne almış çok da mühim değil. Siz bundan sonra satacağınız ürünlere yoğunlaşın.
Posted in Girişimcilik | 12 Comments