Simitçi ve Veritabanı

SimitçiYazılarımda genelde epostalardan gelen yazıları yayınlamak gibi bir adetim yok ama bugün hoşuma giden bir yazı geldi ve paylaşmak istedim. Yorum katmadan yazıyı buraya ekledim.

Ankaralı Simitçi
Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz.

Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını açtım 1 YTL’ yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm.
Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; “Yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım,” dedim:
8:10 - 2
8:15 - 1
8.21 - 1
8.22 - 2
Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına 13:55 - 2 yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2′nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım. “Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!” dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan… dedim. Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı. Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra” 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?” diye sorunca:
- “Abi sen miydin o?” diye gülümsemeye başladı.
– “Neden böyle bir liste tutuyorsun?” diye sordum, “Belediye mi istiyor?”
- ” Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin dedi.

Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden” dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.
Yaa işte böyle… İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research… Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci… Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma… Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar. Sonuç ” veritabancı simitçinin ” yanından bile geçemeyecek olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Levent Hacıyusufoğlu

CineBonus Florya Flyinn II

Cinebonus FloryaBirçok lokanta da, pastanede veya kafede formlar olur. Müşteri memnuniyetini ölçmeye çalışırlar, bende elimden geldiğince beğendiğim veya çok kötü olan bir şey gördüğüm zaman bu formları doldururum. Bugüne kadar o formların ne işe yaradığını hiç anlamadım. Hiçbirinden fikrimi belirttiğime dair ne bir teşekkür aldım, ne de şikayetimle ilgilenildiğine dair bilgi…

Ocak ayında medya takip merkezinde çalışan bir arkadaşım dergide benimle alakalı haber çıktığını söylediğinde merak etmiştim, çünkü böyle bir haberden haberdar değildim. Daha sonra daha önce burada yazmış olduğum “CineBonus Florya Flyinn” yazısını alıp bir bölümde kullandıklarını gördüm. Çok sevindim, zira takip edildiğimi kanıtlayan bir olaydı. Bu arada derginin ismi “Reklam İletişim Pazarlama”..

Yazının özüne gelirsek, doldurduğum formlara iletişim bilgilerimi yazmama rağmen ulaşmayan firmalara inat CineBonus bana ulaşıp yazımdan dolayı teşekkür etti. Mars Entertainment Group‘a bağlı CineBonus‘a ve teşekkür epostası gönderen Ferhan Saral’a teşekkür ederim. Müşteriyi memnun etmek ve müesseseye bağlamak çok zor değil aslında. Umarım diğer firmalarda bunun farkına varır. Ferhan Saral’ın göndermiş olduğu epostayı onunda izniyle aşağıda yayınlıyorum..

Merhaba Hasan Bey,

Reklam İletişim Pazarlama’daki 01 Ocak 2006 tarihli yazınızı okudum.
Öncelikle sinema işletmelerimizden biri olan Cinebonus/Florya’yı tercih
ettiğiniz ve değerli yorumlarınızı tüm okuyucularınızla paylaştığınız için
teşekkür ediyoruz. Mars The Cinema Professionals olarak tüm işletmelerimizde
misafirlerimizden gelen yorum ve önerileri değerlendirerek hizmet kalitemizi en
üst seviyeye taşımayı amaçlamaktayız.

İzninizle yazınızdaki bir detaya açıklık getirmek istiyorum. Tüm
işletmelerimizde sadece üye olan misafirlerimizin değil, doğum günü bilgisi
elimizde olan tüm misafirlerimizin doğum günlerini kutlamak için kendilerine
tebrik mektubu ve davetiye göndermekteyiz. Ayrıca Tepe grubuna ait olan
İstanbul, Ankara, Adana ve Konya’daki Cinemax sinemalarını 01 Temmuz 2005 tarihi
itibariyle kendi bünyemize kattık ve belirttiğim lokasyonların tamamında
Cinebonus olarak misafirlerimize hizmet vermeye başladık. Konya’ya yapacağınız
aile ziyaretlerinizde sizi ve ailenizi Cinebonus/Konya işletmemizde de aramızda
görmekten mutluluk duyacağız…

Tüm grubumuzla ilgili detaylı bilgilere http://www.marssinema.com/ adresindeki internet
sitemizden ulaşabilirsiniz.

Sizi en kısa zamanda tekrar aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Saygılarımızla,
Ferhan SARAL
MARS ENTERTAINMENT GROUP
T. 0 212 281 01 42
F. 0 212 270 55 58

Akşam Gazetesi’nde Haber…

Akşam Gazetesi

Geçen hafta Akşam Gazetesi bizimle röportaj yaptı, fotoğraf çekimleri için bir stüdyo’da toplandık. Eğlenceli geçen çekimlerden sonra haber geçtiğimiz pazar yayınlanacaktı. En azından ben öyle biliyordum. Cumartesi günü bir iş için Mecidiyeköy’e gitmiştim, orada arkadaşım Alper’i aradım ve evlerine gittim. Yemeği yedik oturduk, sohbet ettik. Kimsenin uykusu yoktu ve sıkıntı basmıştı. Dışarıya hava almaya çıktık. Saat 02:00 civarı Mersin’de okuyan arkadaşım Tansel’den bir mesaj geldi, uyanıksan arayayım. O saatte genelde uyanık olduğumu bildiği için mesaj atmıştı, düşünceli arkadaşım her ihtimale karşı direk aramamıştı. Gazete gördüm, tebrik ederim dedi. Bende o saatlerde pazar gazetesinin çıkmış olabileceğini düşündüm. Ama cumartesi günü çıkmış. Otobüste eve dönerken yanda birisi Akşam Gazetesi okuyormuş ve orada benim fotoğrafımı görünce gazeteye bakmak için rica etmiş. Eve dönünce de beni aramış. O saatte Mecidiyeköy’de 7/11 diye bir mağaza açık oluyormuş, zaten çok uzak bir yerde değildik oraya gittik. Gazetelerin bir kısmını toplamışlardı, 1 tane akşam gazetesi kalmıştı onu da ben aldım. Gece 02:30 gibi gazete elimdeydi. Normalde o saatlerde evimin etrafında gazeteyi bulmam imkansızdı, bulabilecek olsam bile dışarıya çıkıp gazete aramazdım. Hayat bazen insanı şaşırtabiliyor..

Haberin tamamı:
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=28326,103

18 Şubat 2006 Akşam Gazetesi’nde çıkan Haber Metni:
Hasan Yaşar (26)
İ
stanbul Kültür Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği son sınıfta okuyor. Profesyonel anlamda hiç iş başvurusu yapmamış. İki yıl önce üniversiteden sınıf arkadaşı Volkan Midilli ile EjdeR Bilişim Limited Şirketi‘ni kurmuş. İnternet üzerinde melodim.com ve cep-melodi.com üzerinden logo melodi satışları, hitsms.com üzerinden kurumlara sms satışları yapıyor. Ayrıca linkcenneti.com, roketdownload.com, akorlar.com adreslerinden reklam gelirleri var. Ayrıca, İstanbul Kültür Üniversitesi öğrencilerini bir araya getiren kulturlu.com adlı siteyi de hazırlamışlar. Kendi işinin dışında herhangi bir yerde çalışmayı düşünmediğini söyleyen Yaşar. “Bir firmada yükselip gelebileceğiniz en yüksek yere geldiğiniz zaman bile mutlaka emir alacağınız birisi oluyor ve alacağını maaşı onlar belirliyor. Hiçbir firmada hak edeceğim maaşı alabileceğimi düşünmüyorum” diyor.

   Akşam Gazetesi

Hacivat&Karagöz Neden Öldü Rezaleti

Hacivat ve Karagöz Neden ÖldüHacivat&Karagöz Neden Öldü, filminin fragmanlarını izlediğim zaman heyecanlanmıştım, Türkiye’de artık güzel filmler çekilmeye başlanıyor diye içimden geçirmiştim. Filmin sitesine www.hacivatkaragoznedenolduruldu.com , girdiğimde bu heyecanım pekişti, sitesi de oldukça hoş hazırlanmıştı. Fragman ve web sitesinden sonra filmden beklentilerim artmıştı. Geçen hafta Beyaz Show’da da Haluk Bilginer ve minik bir kız konuk olmuştu. Onları izleyince mutlaka izlemeliyim bu filmi dedim.

Ve bugün ani bir kararla arkadaşlarla filme gittik. Son anda ancak yetişebildik. Filme girdikten sonra bundan sonra güzelleşecek film herhalde diye beklenti içinde olarak devam ettik. Filmde Orhan Gazi uçkuruna düşkün, Nilüfer Hatun azgın şekilde tasfir edilmiş. Osmanlılar az vergi alsın diye herkesi hızlı hızlı müslüman etmişler. Filmde hiç çıplaklık olmadı diye filmin sonlarına doğru bir hamam sahnesi koymuşlar. Filmin içerisinde gereksiz yere çok fazla küfür vardı, doğallık gereği bazı yerlerde küfür kullanılmasını normal karşılayabilirim. Ama filme küfürlerin damga vurması söz konusu olunca iş değişir. Filmin senaryosunu yazan kişi türklük ve müslümanlık hakkında keşke çevresinde bilen birkaç kişiye danışsaymış. Yabancı bir insan çekse daha iyi anlatırdı çünkü bizi..

Filmin başrolündeki Beyazıt Öztürk ve Haluk Bilgiler oldukça başarılıydı. Fakat o kadar kötü bir eser ortaya çıkmış ki, onların oyunculuğu bile kurtaramamış. Kötü, bayağı espriler.. Kötü bir kurgu ve kötü senaryo…

Filmi taze izledim ve sinirlerim altüst oldu. Son zamanlarda izlediğim, reklamı iyi yapılan en kötü filmdi. Bu nedenle yazıyı daha da uzatmak istemiyorum, beğenmediğim birçok şeyi yazmadığımı belirtmek isterim. Ayrıca Beyaz Show’da çıkan tatlı kız’ın filmde bir repliğini bile yayınlamadılar. Filme verdiğim paraya acıdım, dostlarıma da gitmemelerini tavsiye ediyorum.

Kurtlar Vadisi Irak

 

Kurtlar Vadisi Irak

 

Kurtlar Vadisi dizisini 30. bölümden sonra izlemeye başladım, daha sonra olayları tam olarak anlayamadığım için baştan itibaren tüm bölümlerini izledim. Heyecanlı, zevkli gazetelerde köşede kıyıda kalan şeylerin arkaplanını gösterdiğini düşündüren bir dizi. Heyecanla dizinin bölümlerini izlerken en sonunda dizinin sonuna geldik. Görev tamamlandı ve Polat Alemdar Kurtlar Vadisi operasyonunu tamamlayarak mafyayı çökertti.

Ve dizinin tüm müdavimlerinin olduğu gibi benimde beklediğim gün geldi çattı; 3 Şubat. Vizyona girdiği günden 15 gün önce biletleri satılmaya başlandı ve o gün bileti aldım. Kimseden filmdeki olayları duymadan izlemek istiyordum. 1 hafta kala bizimle birlikte başka arkadaşlar da gelmek istedi ama yer kalmamıştı 19.00 seansına, 21 ve 22.30 seansına da yer kalmamıştı 1 hafta kala. Bugün sinemaya gittiğimizde 3 salonda oynuyordu ve 01.30′a bile seans koymuşlar.

Sinemaya Volkan, Gökhan ve ben gittik. Sinema salonunda Kurtlar Vadisi Irak trafiği vardı, salon hınca hınç doluydu. PanaFilm logosunu görünce sinema da bir sessizlik başladı. -Bundan sonrası filmi izlemeyenler için sakıncalıdır.- Irak’da başına torba geçirilen birlikte bulunan bir yüzbaşının intiharı ve Polat Alemdar’a olan mektubu filmin ilk sahnelerini oluşturuyordu. Filmin bundan sonrasında ise Polat Alemdar, Abdulhey ve Memati’nin Irak’a girerken çevirmeyle karşılaşmaları hareketli dakikaları başlattı. Filmin başından sonuna kadar heyecan ve hareket beklemek haksızlık olur. Ama yapılan tüm hareketli sahneler, bomba sahneleri, savaş sahneleri güzeldi. Filmi genel anlamda çok beğendim.

Filmin konusu Irak’da gerçekleşen çuval geçirme olayının intikamıydı. Gazetelerde Irak ile ilgili çıkan haberleri toplayıp filmin içerisine özenle yerleştirmişler. Kadın gardiyanın işkencesi, insanları soyup uygunsuz fotoğraflar çekilmesi, suyla işkence yapılması, böbreklerinin çalınıp yurtdışına kaçırılması. Bunların hepsi çeşitli zamanlarda çıkan haberlerde vardı.

Bundan önce izlemiş olduğumuz filmlerde herkes ülkesinin, milletinin, dininin propagandasını göğsünü gere gere yaparken bizim filmlerimizde genelde bu tarz konulara hiç girilmezdi. Kurtlar Vadisi Irak filminde ise bu konular filmin bel kemiğini oluşturmuş. Hatta Kadirilerin halka oluşturup zikir etmelerine hayli yer ayrılmış. Tüm bunlar oldukça hoşuma gitti. Filmde müslümanların yaptığı yanlışlar da sorgulanarak, doğruları anlatılmış.

Filmde hoşuma gitmeyen en önemli nokta seslendirmeler ve alt yazılardı. Film muhtemelen ingilizce olarak çekilip, türkçe dublaj yapılmış. Bunu çok anormal karşılamıyorum. Fakat filmde yabancıların konuşmalarını da türkçe vermeleri bir hayli garipti. Tüm konuşmalar türkçe olmasına rağmen filmin başında Irak’a giriş sahnesinde niye kürtçe seslendirme olduğunu da bir türlü çözemedim.

Dizinin son bölümlerinde sanal reklam uygulaması vardı, filmde böyle bir hataya düşmemişler. Bunun yerine direk reklam malzemelerini filme yerleştirmişler. Next&Nextstar uydu antenlerini Irak’da görmek dizi izleyicilerinin alışkın olduğu bir durum olsa da, sinema da oldukça dikkat çekmiştir. Bir diyalogda Polat Alemdar Elmalı Tart istediğinde, Memati’nin abi aynısından McDonalds’da da var demesi ise gizli reklam sayılabilecek bir şekilde iyi gizlenmişti.

Filmin Türkiye’de bir rekora imza atacağını ve 5milyon seyirciyi geçeceğini tahmin ediyorum. Umarım bu başarısını, yurtdışında da gösterir. Çünkü film yurtdışında oynayabilecek kadar kaliteli çekilmiş ve hazırlanmış. Senaryo dizide ki kadar karışık ve birbiriyle alakalı değil. Genel olarak filmi beğendim ve gitmenizi tavsiye ederim.

Filmdeki Bazı oyuncular: Necati Şaşmaz (Polat Alemdar) , Billy Zane (Sam) , Ghassan Massoud (Abdurrahman Halis Kerkuki) , Gürkan Uygun (Memati) , Kenan Çoban (Abdülhey) , Bergüzar Korel (Leyla) , Gary Busey (Doktor)
Senaryo: Raci Şaşmaz , Bahadır Özdener
Müzik: Gökhan Kırdar
Yönetmen: Serdar Akar

Alakalı Siteler:
http://www.valleyofthewolvesiraq.com/
http://www.kurtlarvadisi.com/

Cevahir Alışveriş ve Eğlence Merkezi

Cevahir Alışveriş ve Eğlence MerkeziDönem tatili nedeniyle annem ve kardeşim İstanbul’a geldiler. Çalıştığım için ancak pazar günleri gezdirebiliyorum. Geçen haftalarda müzeler, camiler ve görülmesi gereken bir çok yere gitmiştik. Bu hafta ise Taksim’e ve birkaç alışveriş merkezine gitmeye karar verdim. Taksim’de gezmeyi seviyorum fakat alışveriş merkezlerini o kadar sevdiğim söylenemez. Öncelikle Taksim’e gittik, klasik olarak yaptığım gibi Galata Mevlevihanesi’ne kadar yürüyüp tekrar meydana doğru geldik. İstanbul’dan ilk geldiğimde o yol bana çok farklı gelmişti, sanırım herkese de farklı geliyor olmalı ki insan kaynıyordu yine. Daha sonraki durağımız metroyu kullanarak Mecidiyeköy’dü. Metroya özellikle binmeyi istiyordum, kardeşim merak ediyordu çünkü. Metroya ulaşabilmek için baya bir yol katedip ulaştık ve Meciyeköy’e gittik. Oradan hangi çıkıştan çıkarsak Cevahir Alışveriş Merkezi‘ne çıkarız diye bakınırken, oranın logosunu gördüm. Meğerse bir girişi de metro istasyonundan yapılıyormuş. Girmeden önce gazetelerde ve internette çok büyük olduğunu. Hatta avrupanın en büyük, dünyanın en büyük ikinci alışveriş merkezi olduğunu okumuştum. İçine girince şöyle bir etrafa baktım gerçektende çok büyük gözüküyordu. Bir şekilde gezmek lazımdı ve bir ucundan başladık. Gez gez bitmiyordu, sadece merdivene yakın olan yerlerini gezmek bile birkaç saatimizi aldı. Kenarlarda kalan yerlere hiç uğramadık. Yorgun bir şekilde çıkarken, kenarda broşür tarzı bir şey gördüm. Açıp baktığımda içeride olan mağazaları ve yerleşimini gösteriyordu. Mecidiyeköy tarafından girişte bulunan bu broşürün niçin metro girişinde de olmadığını düşündüm. Sonuçta orası da alışveriş merkezine girmek için yapılmış bir bölümdü.
Yazıyı yazarken internetten logosunu bulup eklemek için biraz arama yaptım. Aramalarım sonucu sitesini bulmakta çok zorlandım. sktm.com.tr adresinden yayın yapılıyordu. Bu kadar büyük bir mağaza açıp böyle bir adres almalarını pek anlayamadım önce, sonra siteye girince internete çok önem vermediklerini gördüm. Dünya’nın en büyüğünün web sitesini merak edenler http://www.mallofamerica.com/ adresine girebilir. Arama yaparken 2 blogda da bu konu yazı yazıldığı gördüm, onlarında beğenmedi noktalar varmış. Yine de gezilip, görülebilecek bir yer…

http://www.unbf.ca/altiustu/arsiv/2005/10/cevahir_merkeze.php
http://eylulce.blogspot.com/2005/10/cevahir.html

Cevahir Alışveriş ve Eğlence Merkezi hakkında 1-2 ufak bilgi :
Toplam Arsa Alanı : 62.475metrekare
Toplam İnşaat Alanı : 420.000 metrekare
Kapalı İnşaat Alanı : 348.299 metrekare
Kapalı Otopark Alanı : 71.016 metrekare
Toplam Mağaza: 320
Sinema Salonu: 12
Otopark : 2500 arablık
Lokanta : 34

CMYLMZ 2005

CMYLMZİstanbul’a geleceğim zaman, Konya’da gidemediğim özel tiyatrolara, konserlere, gösterilere, seminerlere, konferanslara gitme şansı bulacağım için seviniyordum. Ama buraya gelince insan öyle bir koşuşturmacanın içerisine giriyor ki, istediği bir çok şeye gidemiyor veya gitmiyor. Cem Yılmaz’ın gösterisi de bunlardan biriydi. 1999′dan beri İstanbul’da olmama rağmen ilk defa geçen cuma (27 ocak) gitme şansı buldum. Cem Yılmaz’ı canlı izlemeyi çok istiyordum, CD’lerde izlediğimiz kadar komik bir gösteri mi, farklı bir şeyler varmı diye merak ediyordum.

Giderken yolu bilmiyorduk, biletix’in sitesinden Türker İnanoğlu Maslak Show Center‘ın krokisine bakarak bulduk. Son anda yetiştik, oraya kadar trafik yoktu. Merkezin bulunduğu yola girdiğimizde korkunç bir trafik vardı. Bu trafiğin hepsi gösteriyi izlemeye gelenler oluşturuyordu, herkes yol kenarına arabasını parkettiği için tek şerit halinde otopark’a kadar zar zor ulaşabildik. Bu arada aklımdayken söyleyim, ParkOrman‘ın girişinin karşısından girmeniz yeterli ulaşmak için en kolay tarif. Otopark’a arabayı koyduk, otoparkın içerisinden gösterinin olacağı alana kadar baya uzun bir yol katettik.

Nihayet gösteri başlıyordu. Cem Yılmaz herkesin alkışları arasında sahneye çıktı. O kadar para verdiniz alkışlamanıza gerek yok, sizi güldüreceğim diyerek gösterisine başladı. Gerçekten de öyle oldu 2 saat boyunca bizi güldürdü. Esprilerin anlatacak bir tarafı yok, güzel ve komikti. Eğlendik.

Gösteri bittikten sonra otopark’a doğru uzun bir yolculuk başladı. Bu arada insanların gösteri sonunda konuşmaları en az gösteri kadar komikti.
- Nasıl buldun?
* Ben daha komik bekliyordum.
- İçerde kahkaha atıyordun!
* Olsun..
-oOo-
- Anne biz gösteriden çıktık geliyoruz.
* (telefonun karşısındaki ses duyulmuyor)
- Güldük anne işte, geliyoruz (biraz önce gülen insan gitmiş cani gelmiş)
-oOo-
- Nasıl buldun gösteriyi?
* Komikti ama hakkaten insan hiç bi şey hatırlamıyor.
- Yavaş yavaş düşününce hatırlıyosun ama hani askerlik
* ha evet hahaha

Otopark’a geldiğimizde içerisi hınca hıç doluydu. Arabanız üst katta dediler, çıktık yoktu onun üstüne çıktık yoktu, en üst kata koymuşlar arabayı. Üstü açık bir yerde duruyordu araba. Gösteriye 1600 kişinin (merak edenler için 1600 kişinin geldiği gösteri 80.000YTL ciro yapar) geldiğini düşünürsek, o kadar kişinin arabalarıyla oradan ayrılmasının 1 saat sürmesi çok da anormal gelmedi bize. Sadece bazı servis araçların bekleyip trafiği altüst etmesi rahatsızlık verdi ama gösteriden gülüp rahatlayarak çıktığımız için çokda önemsemedik. Eve geldiğimde saat 01:30′du. İstanbul’u trafiğiyle bile seviyorum..

Gösteri ayrıntıları için : http://www.bkmonline.net/

Web Borsa Oyunu - Alexadex

Web Borsa Oyunu AlexadexUzun zamandır oyun oynamıyordum. Son zamanlarda çıkan oyunlar o kadar hareketli ki oynayanları izlerken bile yoruluyorum. Ama yavaş yavaş daha stratejik oyunlar çıkmaya başladı, ogame gibi. Her ne kadar oynamasamda güzel bir oyuna benziyor. Benim hergün oynamaktan kendimi alamadığım oyun ise AlexaDex. Oyunu anlattığım zaman bana hak vereceksiniz, sevmeseniz bile tam bana göre bir oyun olduğunu anlayabilirsiniz.

Oyun basit olarak borsaya benziyor. Şirketlerin yerine web siteleri var, hisselerin değerleri de sitelerin ziyaretçilerine göre değişiyor. Tabi büyük sitelerin hisse adetleri ve değerleri oldukça fazla. Oyuna başlarken 10.000$ veriyor, tavsiye ettiğiniz kişiler üye olursa onlardan da 1.000$ kazanıyorsunuz, 10 kişi sınırı koymaları oldukça mantıklı olmuş. Böylece 10 kişiye tavsiye ederseniz oyuna 20.000$ ile başlama şansı elde ediyorsunuz. 20.000$’a gönlünüze göre birçok sitenin hissesini alabilirsiniz. Her hissenin bir değeri var ve her siteninde belirli bir hisse adedi var. Değerler günlük olarak değişiyor ve verilerde Amazon‘a ait Alexa.com sitesinden alınıyor. Veriler günlük değiştiği için günlük 1 kez girip hisse alıp satmanız yeterli. Ben ilk başladığımdan birkaç gün sonra sezon bitiyor dendi ve bitti. Yüksek rakamlara çıkan insanların arayı açması sebebiyle, belirli sezonlar yapılıyor. Bu sezonlar sonunda tekrar 10.000$’dan başlıyorsunuz.

Oyun hakkında birkaç tüyo vereyim. Hisseleri alırken günlük değişimleri iyi takip etmeniz lazım. Bayramdan önce turkcell, telsim, avea ve bayram mesajları olan sitelerini alıp bayramda satmak oldukça karlı. Çünkü bayramda insanlar bedava mesajlar için bu sitelere giriyorlar. Bayramda sattığımız hisselerle birlikte elimizde para artıyor ve bu parayla da bankaların hisselerini alıyoruz. Garanti, fortis, ykb, iş bankası vs.. Bankalar tatilde kapalı olduğu için değerleri düşüyor fakat tatil dönüşü işlemler biriktiği için herkes bu sitelere hücum ediyor ve hisse değerleri tavan yapıyor. Buradan da kazandığımız parayla sezon başı olduğu için futbol ile alakalı siteleri alabiliriz, maçlar başladığında insanlar bu siteleri ziyaret edecekler ve değerleri yükselecek. Bu tarz birçok olayı takip ederek, hisse alıp satabiliriz. Benim şu anda 163.871 dolarım var, fakat 1. olan kişinin 8,384,581 doları var.. Size de iyi oyunlar. Üye olurken bana para kazandırmak için http://alexadex.com/ad/index.fcgi?ref=1945 linkini kullanabilirsiniz :)

İngilizce bilenlere bilgili bir arkadaş

Msn EncartaHergün onlarca eposta geliyor. Aralarından bir tanesi ilginçti, Encarta ansiklopedisini msn listenize ekleyebildiğinizi söylüyordu. Komik geldi, şaka sandım, ilgimi çektiği içinde o adresi eklemekten kendimi alamadım. encarta@conversagent.com bu adresi msn messenger’a ekleyince, 24 saat sıkılmadan soru sorabileceğiniz yeni bir arkadaşınız oluyor. Ansiklopediden bilgiler ışığında size yardımcı oluyor, bazen de can sıkıntısından sohbet edebiliyorsunuz.. Aşağıda bir kaç yanıtını yazacağım, belki sizinde ilginizi çeker..

Konuyu araştırırken benzeri uygulamaların olduğunu gördüm, onları da paylaşayım..

Msn Robotları
encarta@conversagent.com - Microsoft Encarta veritabanını kullanarak sorularınız geniş bir içerikte yanıt veren robot.

smarterchild@hotmail.com - Klasik ve geniş sohbet robotu.

espbilly@msn.com -Vidoları gösteren zeki bir robot, belki geleceğinizi görebiliriz.

yellowpagesdemo@hotmail.com - IM’deni sarı sayfalar. Yakınızda neler var bakabilirsiniz.

msngiftguide@hotmail.com - Özel birilerine tatil hediyesi bulabilirsiniz.

blabla@chatman.nl - Hollandaca sohbet robotu.

indeedjobs@hotmail.com - Aradığınız işi bulun.

mindy@botmetro.net - Çok doğal bir sohbet robotu.

amazon@insidec.com - Amazon.com ‘dan alışveriş yapın.

Kaynak: http://blogs.technet.com/rtcnews/archive/2005/12/06/415638.aspx
Dipnot: Çeviriler birebir yapılmamıştır..
EjdeR,hasanyasar.com:
Where is Konya?
Encarta® Instant Answers:
Welcome back, EjdeR,hasanyasar.com.
Konya, also Konia, city in central Turkey, capital of Konya Province, on the Plain of Konya. Konya is known for its handwoven carpets and other….
EjdeR,hasanyasar.com:
Who is Atatürk?
Encarta® Instant Answers:
Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938), Turkish soldier, nationalist leader, and statesman, who founded the republic of Turkey and was its first….

EjdeR,hasanyasar.com:
i love you
Encarta® Instant Answers:
Oh yes? I love you too.

EjdeR,hasanyasar.com:
i am boring
Encarta® Instant Answers:
Don’t be so hard on yourself.

EjdeR,hasanyasar.com:
5+5=?
Encarta® Instant Answers:
Calculator
5 + 5 = 10


Robotumsu şeyi yapanlar:
http://www.conversagent.com/

Konuyla alakalı haber ve yazılar:
http://blogs.technet.com/rtcnews/archive/2005/12/06/415638.aspx
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/aralik/19/bilisim.html
http://my.opera.com/the_alorak/blog/show.dml/77600
http://www.anafikir.com/goster.asp?t=665
http://www.bildirgec.org/node/24206
http://blog.pclabs.gen.tr/2005/11/30/yapay-zeka-ile-oynayin/
http://www.ahmetalpbalkan.net/?act=detay&id=44
http://www.fazlamesai.net/index.php?a=article&sid=3554
http://realite.myblogsite.com/blog/_archives/2005/12/9/1443678.html
http://defter.sahillioglu.net/archives/encarta-instant-answers-108/
http://www.blogcu.com/EstetikBocek/141598/

Oyun oynatarak reklam yapmak

Yeni Ford FiestaBugün Ford‘dan bir mail geldi;
“Merhaba,
Aralık ayı içerisinde piyasaya sunulan Yeni FordFiesta için hazırladığımız oyunu oynayarak, hem keyifli dakikalar geçirmek hem de son günlerin en eğlenceli ürünü olan bir iPOD Mini MP3 Player kazanmak ister misiniz?
Yeni FordFiesta oyununu oynayarak, 31 Ocak 2006 tarihine kadar oluşacak olan “En hızlılar” sıralamasında ilk 12′ye giren oyuncular iPOD Mini MP3 Player kazanma şansını elde ediyor.
Bol şans,
Oynamak istiyorum!

şeklinde. Bende merak ettim nasıl bir oyun olduğunu. Oyunun amacı oldukça basit, Ford Fiesta‘nız olduğu için herkes sizi arayıp bir yere bırakıp bırakamayacağını soruyor, sizde onları evlerinden veya bulundukları yerden alıp gidecekleri yere bırakıyorsunuz. Oyun ok tuşları ile oynanıyor ama oynanabilirliği oldukça zor. Oyunu iyi bir sürede bitirirseniz iPod Mini Mp3 Player kazanıyormuşsunuz ama ben birkaç kez denememe rağmen 5 kişiyi alıp yerine bırakacak kadar sabırlı olamadım. Sizde denemek isterseniz BURAYA tıklayarak deneyebilirsiniz.

Reklam yapmanın en güzel yollarından birinin bu şekilde oyunlar hazırlamak olduğunu düşünüyorum. Markayla aranızda sıcak bir bağ oluşuyor ve markaya özgü olaylar kafanızda yer ediyor.