Sonuçları görmek ve/veya aramayı sonlandırmak için "esc" tuşuna basın.

Bu olağanüstü durumdan sonra ne yapmalıyız?

Bu olağanüstü durumdan sonra ne yapmalıyız?Biz darbeleri kitaplardan okuyup, televizyondan izledik, ailelerimizden dinledik. Her ne kadar darbe görmemiş olsak bile yıllarca darbenin etkilerini olumsuz bir şekilde hissettik. 15 Temmuz 2016’da ise bir darbe girişimi (kalkışma?) oldu. Bununla alakalı olarak çok yorum yapma gereği duymuyorum. Sadece kendime çıkardığım bazı şeyleri paylaşmak, geleceğe doğru bir adım atmak istiyorum.

1945 yılında Japonya’nın Hiroşima bölgesine atom bombaları atıldı (1). Yaklaşık olarak 140.000 kişi öldü. Daha sonrasında ise atom bombasına bağlı hastalıklardan yaklaşık 400.000 kişinin öldüğü tahmin edilir. Kişi başına düşen gelir 1946: $17, 1950: $132, 1953-1954: $190, 1956: $229, 1957: $253’dır (2). 2011 yılında bu rakam 45.774$’dır, kıyaslama açısından Türkiye’de bu rakam 10.576$ (3). Daha sonrasında Dodge Planı’nı uygulamaya başladılar (4). Bu plan temel olarak harcamalar kısılması, tasarrufun özendirilmesi, harcamaların verimli kaynaklara aktarılması ve firmaların büyümesinin sağlanması üzerineydi. Bu dönemde çalışan işçiler kendilerini çalışan değil, aile üyesi sayarlar. Alınan önlemler ve çalışmalarla birlikte Japonya bugün dünyanın en güçlü ekonomileri arasında yer almakta.

Çin’e ve Güney Kore’ye baktığımızda ise büyük ürünlerin taklitlerini yapan, fason üretim yapan ülkelerden, dev markalar çıkaran ülkelere dönüşmeye başladılar. Bu gelişmeleri incelerken özellikle tersine mühendislik (5) kavramının ayrıntılı incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Özetle bir cihazın veya mekanizmanın parçalara ayrılarak çalışma mantığının çözülmesi ve yeniden yapılması. Çin’deki firmaların büyük çoğunlukla yaptığı buydu. İlk başta olduğu gibi kopyaladılar, daha sonrasında ise yeni özellikler eklemeye başladılar, şimdi ise yenilikçi ürünler ortaya koyuyorlar.

Listelist, Utku Kaynar’ın hazırladığı çalışmalardan bir derleme yapmış; “Türkiye Hakkında Haberlere Pek Yansımayan Çarpıcı İstatistikler” (6). Bu yazıdan bazı bilgileri buraya aktarayım. Türkiye’nin 31.2 milyonu genç (30 yaş altı), 76.6 milyon toplam nüfusu var, işsizlik oranı %9, gençlerin işsizlik oranı %17,5, Internet abone sayısı 32 milyon, üniversite mezunu oranı %12, yabancı dil bilen sayısı %9, ev bütçesinden eğitime ortalama %2 harcanıyor. 65 OECD ülkesi arasında matematikte 44, fen bilgisinde 43, okuduğunu anlama ve anlatmada 42’nciyiz.

Aslında net rakamları bilmesek bile hepimiz durumun çok parlak olmadığını biliyoruz. 15 Temmuz’dan itibaren olan olaylara baktığım zaman görmüş olduğum bir kaç büyük sıkıntı var. Bunlardan bir tanesi eğitim olarak genelleyebileceğimiz okuma, yazma, araştırma, derdini anlama ve anlatma konularında ciddi olarak sorun yaşıyoruz. Aynı fikri savunan iki kişi bile, fikirlerinin aynı olduğunu anlamayacak bir şekilde tartışma içerisine giriyor. Diğer büyük sorun ise ahlak olarak genelleyebileceğimiz anlayışsızlık, hoşgörüsüzlük, bencillik, fırsatları kendine yontma gibi çoğaltabileceğimiz kötü davranışlar. Eğitim konusuna itiraz gelmemesine rağmen ahlak konusuna itirazlar gelecektir eminim ama duruma tarafsız bir gözle bakılınca ciddi ahlaksızlık örnekleri görebilmek mümkün.

İnsanların en hayırlısının insanlara en çok faydası dokunandır.
Hz. Muhammed

Öncelikle “iğneyi kendimize batırmalıyız”. Her zaman işin kolayına kaçıyoruz, eleştirmek işin kolay kısmı ve başkalarını eleştirirken hunharca davranabiliyoruz. Bu nedenle eleştiri oklarını öncelikle kendimize yönlendirmemiz lazım. Sitemde en çok okunan yazılardan birisi “Öz eleştiri: Yaptığım genel hatalar” (7) oldu. İnsanlar başkalarının hatalarını okumayı ve paylaşmayı seviyorlar. Fakat kendi hatalarımızı tespit etmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle kendimize dürüst davranarak hatalarımızı tespit etmemiz gerekiyor. Bunu düşünerek yapmak işin ilk aşaması ama üşenmeyin elinize kağıt kalemi alın ve tek tek aklınıza gelen tüm hatalarınızı yazmaya başlayın. Listenin ne kadar uzun olduğunu görünce eminim şaşıracaksınız. Daha sonra aklına gelen her şeyi yazdığınız listeyi belli başlıklar altında toplayarak o başlık hakkında daha ayrıntılı hatalarınızı yazmaya başlayın. İş, okul, aile hayatı, kişisel ilişkiler, kişisel gelişim gibi başlıklar seçebilirsiniz. Hatalarımızı yazmak oldukça önemli bir adım. Daha sonra bu hatalarımızı düzeltmek için neler yapabiliriz diye düşünüp yanlarına farklı renkte bir kalemle yeniden notlar alabiliriz.

Yukarıda söylediğim listeyi hazırlamak eminim büyük bir çoğunluğunuza zulüm gibi gelecek, aynı listeyi devleti, hükümeti, karşı görüşteki insanları, spor kulüpleri için yapın desem bu listeyi hazırlamak çok daha kısa sürecektir.

Eğitim konusunda büyük eksiklerimiz olduğunu hep söylüyoruz birbirimize, fakat bu noktada hiç birimiz faaliyete geçmiyoruz. Bugüne kadar uzman olduğunuz konularda kaç kişi yetiştirdiniz? Bu yetiştirdiğiniz kaç kişi şu anda sizden daha iyi biliyor o konuları? Şu anda kaç kişi yetiştiriyorsunuz? Kaç kişinin eğitimi için çaba sarf ediyorsunuz? Başkalarını boş verelim kendi eğitiminiz için neler yapıyorsunuz? Aylık bütçenizin ne kadarınızı kendi eğitiminiz için harcıyorsunuz? Ayda kaç kitap, dergi, makale okuyorsunuz? Kaç tane yazı yazıyorsunuz?

Bu soruları sorarken yalnızca size sormuyorum, kendime de soruyorum. Kendimize zor sorular sorup adım atmamız gerekiyor. Yazdığım son 3 yazı Türkiye’de Kodlama Eğitimi (8), Yazmanın gücü, haydi sen de yaz! (9), Kelebek Etkisi ve Yolun Güzelliği (10). Hepsi aslında burada anlattığım konularla alakalı. Peki ben her gün 1 yazı yazabildim mi? Kodlama eğitimi konusunda bir şey yapabildim mi? Yeni kelebek etkisi oluşturabilecek bir şeyler yapabildim mi? Kendimi eleştirdiğimiz zaman bunu tekrar tekrar kontrol etmemiz gerekiyor.

Ülkemizin bir anda nasıl kaos ortamına geçebileceğini gözlerimizle gördük. Her zaman söylenen eğitim problemleri için şahıs olarak bir şeyler yapmaya başlayalım. Siz birini eğitirken, o eğittiğiniz kişi de başkasını eğitmeye başlayacaktır. Çocuk büyütürken, çocuğa nasıl davranması gerektiğini saatlerce anlatabilirsiniz. Sonuçta olacak olan şey çocuğunuz siz ne yaparsanız onu taklit edecektir. Bunun için kendi hatalarımızı düzeltmeye başlarsak, öncelikle çevremizi daha sonrasında tüm ülkeyi etkileyecektir.

Mahfi Eğilmez, son olaylar ve ekonomiye olan etkilerini yazmış (11), mümkünse yorumlarla birlikte okumanızı tavsiye ederim. Yazı içerisinde 3 farklı yazı daha var, anlayabilmek için onları okumakta faydalı olacaktır.

Bir dönem Türkiye’de yaşamış olan Rus yazılımcı Yuri Korolyov Türkiye’den Amerika’ya kesin dönüşü hakkında bir yazı yazmış (12). Yazı bir çok konuyu içeriyor, ev fiyatlarından komşuluk ilişkilerine, araba almaktan çalışma hayatı ve ticaretine kadar. Yazıyı okuyunca utandım, yazıların yanlış olmasından veya kötü şeyler yazmış olmasından dolayı değil. Maalesef kötü şeylerin gerçek olmasından dolayı utandım. Ticari hayatımızda normal yaşamdaki gibi olumsuz şeyler sirayet etmiş durumda. Karşılıksız çekler, gününde ödenmeyen borçlar, zamanında teslim edilmeyen işler, işi yarım bırakmalar, rakibi kötülemeler ve bitirmeye yönelik çalışmalar vs.. vs.. maalesef madde madde yazarak kalabalık gözükmesine gönlüm razı olmadığı yazdığım bazı maddeleri de sildim.

Ekonomik açıdan daha güçlü bir toplum olmamız gerekiyor. Fakat bundan önce ahlaklı bir toplum ve ahlaklı ticaret içerisinde olmamız gerekiyor. Bundan sonraki süreçte daha çok çalışmalıyız, daha kaliteli çalışmalıyız, verdiğimiz sözleri gerçekleştirmeli, gerçekleştirebileceğimiz sözler vermeliyiz, sadece iç pazara değil dış pazara da hitap etmeliyiz, ülkemize daha fazla döviz getirecek planlamalar içerisinde olmalıyız, ödemelerimizi zamanında yapmalı, zamanında yapılmayan ödemelerimizi hatırlatmalıyız, çalışansak işvereni, işverensek çalışanı gözeterek çalışmalıyız.

Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mesut olması için lazım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Hayatta tam zevk ve saadet ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, saadeti için çalışmakta bulunabilir.
Mustafa Kemal Atatürk

Kaynakça:

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Hiro%C5%9Fima%27ya_atom_bombas%C4%B1_sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1
  2. http://www.maksatbilgi.com/japon-mucizesi-ii-dunya-savasi-sonrasi-japonyanin-kalkinmasi
  3. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelerin_ki%C5%9Fi_ba%C5%9F%C4%B1na_GSY%C4%B0H%27ya_(nominal)_g%C3%B6re_s%C4%B1ralan%C4%B1%C5%9F%C4%B1
  4. https://en.wikipedia.org/wiki/Dodge_Line
  5. https://tr.wikipedia.org/wiki/Tersine_m%C3%BChendislik
  6. http://listelist.com/turkiye-hakkinda-carpici-istatistikler/
  7. http://www.hasanyasar.com/oz-elestiri-yaptigim-genel-hatalar.html
  8. http://www.hasanyasar.com/turkiyede-kodlama-egitimi.html
  9. http://www.hasanyasar.com/yazmanin-gucu-haydi-sen-de-yaz.html
  10. http://www.hasanyasar.com/kelebek-etkisi-ve-yolun-guzelligi.html
  11. http://www.mahfiegilmez.com/2016/07/son-olaylar-ve-ekonomiye-olas-etkileri.html
  12. https://medium.com/turkce/t%C3%BCrkiyeden-amerika-ya-kesin-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F-t%C3%BCrkiye-tecr%C3%BCbelerim-b537ecf15ba6#.iciiazy12
Yorumlar

7 Yorum

15 Temmuz Darbe Girişiminin Dijital Ayrıntıları - e-vren günlüğü

[…] Bu olağanüstü durumdan sonra ne yapmalıyız? | hasanyasar.com […]

Mehmet Akif Güzey

Okurken, okuyanların kendi kendisini eleştirmeye iten bir yazı olmuş.

Özellikle eğitim konusunda birçok örnek alınabilecek model var. Bu eksiklikleri yazmak da çok güzel fakat önemli olan uygulamaya alabilmektir. Hemen hemen her sene değişime uğrayan eğitim sistemi, aynı yazılım yaşam döngüsünde olduğu gibi, amaç belirlenip, gereksinimlerin ortaya çıkartılıp, bu gereksinimlerin nasıl karşılanacağı dizayn edildikten sonra devreye alınmasının planları yapılmalıdır diye düşünüyorum. Bu yazdıklarımızı yüzlerce kişi yazıyordur belki ama hepsi ayrı bir yerde, bu farkındalık daha büyük kitlelere yayılmalı.

Fakat kurumlarda bu durumları belirleyen, modelleri uygulayan mercilere, bu işi bilenler, en azından farkında olanlar dahi getirilmiyor maalesef.

Belli ki daha geniş kitlelere ulaşmak gerekiyor. Onlara ulaşan insanlara ulaşmak gerekiyor. Ben elimden geleni yapmaya çalıştığımı düşünüyorum ama bu noktada dediğiniz gibi yine kendimi eleştiriyorum. Daha fazla bir şeyler yapabiliriz, bu konu hakkında daha fazla şeyler yazılabilir, yazabiliriz. Yeni bir oluşum da ortaya çıkabilir. Bu konularda sizin gibi insanların fikrini ve hareketini de bekliyoruz aslında.

Saygılar

Hasan Yaşar

Herkesin elini taşın aldına sokması gerekiyor. Nasıl daha fazlasını yapabiliriz diye çabalamamız lazım.

İsmail Emrah Demirayak

Olması gerekenleri yüzümüze vuran bir yazı olmuş, herkes ucundan kıyısından okuyup nasiplense önemli mesafe kat etmiş oluruz.

Sinan ÜLGEN

Güzel yazı ama hem katıldığım hem katılmadığım noktalar var.

Yazının başındaki kişi başına düşen gelir düzeyi konusunda zamanında ufak bir yazı okumuştum. Sadece kişi başına düşen gelirin yüksek olması önemli değil , gerçekten anlayabilmek için ülkedeki insanların kazançlarını ” gelir eşitsizliği ” tabloları da incelenmeliymiş. Eğer gelir eşitsizliği fazlaysa , kişi başına düşen gelir Türkiye’de 10bin dolar olsa ne olur ? sorusunu gündeme getirir bu 🙂

Türkiyede yazıda söylendiği gibi genç nüfus bakımından muazzam bir oran var ama bende gerçekten eğitimin yeterli olduğunu düşünmüyorum. Lise dönemin bittikten sonra ciddi anlamda daha ” öğrenmeyi öğrenemediğimi ” düşünmüştüm. Bizde hep ezber mantığında gidiyor malesef eğitim öğretim düzeni.

Ayrıca kişiliğinden birhaber birsürü kendi istediği hayatı kuramayan avukat olmak isteyen doktorlar , doktor olmak isteyen avukatlar var. Bu berbat bir durum.

Yazıda sadece ahlak kısmıyla ilgili benim katılmadığım ufak noktalar var. Bana göre herhangi bir insan ahlaksız olsa da işini iyi yaptığı sürece sorun yok gibi. Ortaya ne çıkardı , dünyaya ne kattı ? Bu önemli. Bir insanı ahlaki açıdan sevmekle işini hangi düzeyde iyi yaptığı çok ayrı durumlar diye düşünüyorum. Bir doktoru sevmeyebiliriz , nazik biri de olmayabilir ama işini iyi yapıyorsa sorun yok bana göre 🙂

Ama düşünme fırsatı verdi bu yazı , teşekkür ederim.

Hasan Yaşar

Teşekkürler görüşlerin için. Eğitim ve öğretim kavramları tamamen farklı. Kişi başına düşen gelir sadece büyümeyi gösteren bir örnekti. Referans verdiğim yazıda dağılım ile ilgili ayrıntılı bilgiler mevcut. Ahlak konusunu da karıştırıyorsun. Doktoru sevmeyebiliriz, nazik biri olmayabilir ama iyi doktor olabilir. Fakat ahlaksız biriyse iyi doktor olamaz, en azından ben gitmem o doktora.

Tayfun Güler

Güzel bir yazı olmuş teşekkürler Hasan hocam.


Yorum yap